Yeni Feminist Dalga Çıplak Feministler: Femen Grubu

Yeni Feminist Dalga Çıplak Feministler: Femen Grubu

İbrahim   MAVİ(ibrahimmavi01@gmail.com)

Habeas Courpus Act*

Modern devletlerin ortaya çıkmasıyla insanların denetiminin arttığı sürecin ifadesi olarak ele alınabilen denetleme sistemleri yaygınlık kazanmıştır. Özellikle uyruklaştırma yöntemleriyle devletler yurttaşları kendine bağlayıp onlar üzerinde hak iddia etmektedir. Bu açıdan insan yaşamının doğal gerekliliği olarak temel haklarından mahrum kalması, devletlerin engellemeleriyle karşı karşıya gelebilmektedir. Çünkü doğal haklar çağdaş hukukta hiçbir nedenle engellenememektedir. İnsan hakları evrensel bildirgesinde de bunların sınırları geniş bir şekilde tanımlanmaktadır. Evrensel insan hakları bildirgesi çerçevesinde bakıldığında gelişmiş ve insan haklarını temel alan demokratik ülkelerde insana müdahalenin sınırlı olması beklenmektedir. Bunların başında da bedenine sahip çıkan insanların bedenlerine müdahale, baskının en büyük özelliklerini ortaya koymaktadır.

Nitekim bu gün devletlerin genel özellikleri olarak nüfusa müdahale etkin bir hal almakta ve özelde de bu baskı bedenler üzerine yoğunlaşmaktadır. devlet, iktidar olan yönetici devlet, bugünkü nüfusun denetlenmesinin en açık örneğidir. Kimin nasıl giyineceğinden, ne yiyeceğine, hafta sonu ne yapacağına, kaç çocuk yapıp cinsel ilişki şekillerine kadar her alanda söz sahibi olmaktadır. nufusun denetimi ülkede yaşayan tüm bireylerin denetimine dönüşerek, baskıyı arttırmıştır. Oysa İngiltere (Britanya)’de bundan tam 329 yıl önce (1679) İngiliz Parlamentosu, “Habeas Corpus Act” ı yayınlamış ve Kralın onayı ile yürürlüğe koymuştur. Bu önemli yasa, “yasal gereklilik olmadıkça hiç kimsenin tutuklanmamasını, tutuklandığında 24 saat içinde yargıç önüne çıkmasını, işkence, zulüm görmemesini öngörüyordu.” Bir kaç yüz yıl sonra da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesinde bu koşul demokrasinin evrensel ilkeleri arasında yerini aldı. Habeas Corpus hukuku, İngiltere’de “Magna Charta”ın (1215) tanıdığı özgürlüklerin tamamlayıcıydı. İlki bireylerin ve de onların oluşturduğu grupların girişimlerini güvenceye alıyor, Habeas Corpus’ta işkencesiz, eziyetsiz, özgürce yaşam haklarını savunuyordu. O nedenle Latince karşılığı, “vücudum benimdir” anlamına gelen Habeas Corpus deyimi kullanılmıştı.

*Bedenim Benimdir

Bedenlere müdahalenin engellenmesi için daha o zamanda oluşturulan bu yasal düzenleme günümüzde etkisi kaybetmiş gibi görünmektedir. Bedenim benimdir algısına bakıldığında insana yönelik baskının sonucu olarak ortaya çıkan bazı hareketler mevcuttur. Bunların başında feminist akımlar gelmektedir. Bedenin öneminin arttığı bu dönemde hem feminist akımlar hem de diğer sosyal bilim alanları bedene konusuna yoğunlaşmışlardır.

Beden günümüz döneminde artık her alanda ele alınmaktadır. Martin Scorsess’in “İsa’nın Son Günahı” filmine isyan eden Hıristiyanların Paris Saint Michel’deki sinemayı ateşe vermesinden başlayan ve Mel Gibson’un yönettiği “İsa’nın Çilesi” veya Türkçeye “Tutku” adı altında çevrilen İsa’nın çilesini temsil eden ve tartışan Hollywood filmine kadar, beden konusu ilahiyat tartışmalarının odağında ve bu anlamda hatta 21. Yüzyılın başında popüler kültürün içinde yer aldı (Akay, 2009: 6). Sanatta, siyasal düşünce sistemlerinde, sağlık, tıp, antropoloji, sosyoloji, ekonomi, spor ve bakım alanları başta olmak üzere, en genelde de beden, iktidarların kendilerine bağlamaya çalıştıkları bir alan haline dönüşmüştür. Bu çerçeveden bakıldığında modern dönemde bedenin konu olduğu alanların açıklaması kısaca şöyle yapılabilir:

(i)                 Spesifik fiziksel karakteristiklerin vücut imajında, kişilerarası iletişimde, psikososyal alanlarda etkileri (vücut ölçüleri, çekicilik, görünüşe bağlı diğer konular)

(ii)               Kültürler arası vücut imaj farklılıkları (çapraz kültürel ve etnik çalışmalar)

(iii)              Sağlık alanında fiziksel görünüş ve vücut imajının etkileri (Kozmetikler, estetik cerrahi, nöroloji, dermatoloji gibi)

(iv)      Vücut imajına bağlı olan rahatsızlıklar (Yeme bozuklukları, sosyal fobi gibi)

(v)        Vücut imajı ile davranış durumları arasındaki ilişki

(vi)       Kuramsal alan (Davranışsal, bilişsel, fenomenolojik, psikodinamik, sosyokültürel, feminist kuramlar gibi) (Yaşayan, 2009)

Beden ile ilgili özelliklerin ele alınmaya başlandığı, kabile dinlerinden semavi dinlere, siyasi ideolojilerden devlet politikalarına kadar geniş alana yayıldığını kabul eden çalışmalar genellikle feminist dalga etrafında daha yoğun bir şekilde tartışılmaya başlanmıştır. Özellikle birinci ve ikinci dalga feminist hareketler başta kadınların sınıfsal, cinsiyet eşitsizliğini temel alarak ortaya çıkmıştır. İkinci dalga feminizmde şekillenen bedenim benimdir algısı yoğun bir şekilde ele alınmaya başlamıştır. Feminizmin bazı örnekleri olan Liberal Feminizm, Marksist Feminizm, Radikal Feminizm, Siyahî Feminizm ve son dönemlerde etkisi artan İslami Feminizm teorileri bedenle ilgili vurguları arttırmıştır. Bu çalışmalar çerçevesinde bakıldığında feminist hareketin bilincinde yer edinen konuları şöyle sıralamak mümkün:

(i)  Fransa’da 14. Yüzyılda (Cristine De Pisan), İngiltere’de 17. Yüzyılde (Mary Astell) ve 18. Yüzyılda (Mary Wollstonecraft) ortaya atılan, kadınla erkek arasındaki farkların doğadan değil, iki cinse verilen farklı eğitimden kaynaklandığı ve kızların eğitildikleri taktirde toplumca onlara yasaklanan tüm rolleri üstlenebilecekleri düşüncesi;

(ii) 16. Yüzyılda Fransa’da (Louise Labbé ve Marie Van Schurman) ve İngiltere’de (Newcastle Düşesi), 18. Yüzyılda Fransız Devrimi’nden önce ve Devrim sonrasında orta sınıf ve halk kesiminden kadınlarca, 19. Yüzyılda da hemen tüm batılı feministlerce savunulan, kadının aile içindeki “medeni yönden ölümü” ile ekonomik ve siyasal görevlerden dışlanmışlığının kabul edilmezliği;

(iii) 17. Yüzyılda İngiltere’de (Mary Tattle ve Joan Hit-H:im-Home), 19. Yüzyılda Saint-Simoncular ve yine aynı yüzyılda Uluslararası Kadın Konseyi feministlerince dile getirilen cinsel ilişkilerde geçerli olan çifte ahlakın reddi;

(iv) İngiliz Anna Wheeler ile Amerikalı Margaret Fuller’in savundukları, kadınların kurtuluşunun ancak kadınlar tarafından gerçekleştirilebileceği inancı;

(v) 19. Yüzyılda Claire Demar ve Saint-Simoncular tarafından ortaya atılan kadının evlilik dışında da cinsel hazza hakkı olduğu görüşü;

(vi) 19. Yüzyıl başında Fransız kadınların (Flora Tristan, Jeanne Derion ve arkadaşları) savundukları kadının özgürleşmesinin, tüm emekçilerin özgürleşmesinden bağımsız olmayacağı düşüncesi;

(vii) 19. Yüzyıl başlarında yardımsever ve dini derneklerin, 19. Yüzyıl sonunda da feminist derneklerin, kadın haklarıyla barış için mücadele arasında kurdukları zorunlu bağ;

(viii) 1870’te André Léo’nun dile getirdiği ve devrimci kadınların inancı olan  demokrasinin “demokratlar kadınları yeterince hesaba katmadıkları için” iflas ettiği görüşü ve nihayet,

(ix)  Jane Adams ve Uluslar arası Kadın Konseyi feministlerince ortaya atılan, kadınların mücadelelerini tüm toplumun gereksinimlerini karşılayacak biçimde geliştirmeleri gereği (Michel, 2000: 68-69).

Feminist dalganın tarihsel süreç içindeki kronolojisi ele alındığında günümüze kadar yaygın bir tartışma yaratması farklı feminist teorilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu çalışmalar özellikle kadın bedenin özgürleştirilmesinde şekillenmeye başlamaktadır. Bu gün sanatta, siyasette, ideoloji ve söylemsel alanlardan, özel ve kamusal alan tartışmalarına kadar geniş tartışma alanı yaratılan beden “Yeni” feminist hareketleri de ortaya çıkarmaktadır.

Ukraynalı Femen Grubu  günümüzde bedenim benimdir algınsı oluşturan ve bedenle ilgili kalıp yargıları kırarak, iktidara meydan okuyan bir hareket haline gelmiştir. Ukrayna Protesto Grubu olarak 2008 yılında kurulan (http://femen.org/) Femen Grubu’nun fikir annesi Anna Gutsol bu hareketi “yeni dünyanın, yeni dönemin bir tarzı” (http://femen.livejournal.com/) olarak tanımlamaktadır:

Onlar sizi dinlemiyorlarsa siz sesinizi duyurmaya çalışın. Ukrayna gibi ataerkil bir ülkede, kadını kullanıldığı, fuhuş sektörüne göz yumulduğu, devletin ve ülkenin geneleve dönmesine ses çıkarmadığı bir ülkede ve bu ülkeye sadece seks için gelenlere karşı klasik yöntemlerle karşı çıkmaya çalışsaydık, hala yerimizde sayıyor olacaktık. Toplantı yapsak, panel düzenlesek medya ilgi göstermeyecekti. Biz de bu yöntemi denemeye karar verdik (Mete Çubukçu, 05.02.2012, Radikal İki).

2008’den itibaren Kiev’de çalışmalarını sürdüren bu grup özelikle kadınların Ukrayna başta olmak üzere, dünyanın diğer ülkelerinde araç olarak kullanılmalarına karşı eylemlerde bulunuyorlar. Bu eylemlerini de çıplak yapan Femen Grubu, bedenim benimdir ve istediğim gibi kullanırım algısından yola çıkarak, bedenlerini ortaya koyup özgürlükçü bir algı oluşturmaya çalışmaktadırlar. Günümüzde demokrasi sorunu olan ülkelerin kadına yönelik izledikleri baskıcı yöntemler, erkeklerin kadına yönelik baskı ve şiddetleri, kapitalizmin reklam algısıyla pazarladığı kadın bedeni, fuhuş, geneleve kapatılma gibi kadını aşağılayıcı ve araçsallaştırıcı yöntemlere karşı yeni bir hareketi ortaya koymaktadır. Bu grup Ukrayna’da kadın ticaretinin artmasından dolayı devleti uyarmak için başlattıkları eylemlerini uluslar arası bir konuma getirmeye çalışmaktadır. Femen Grubu kadın ticareti, sosyal problemler, seksin devlet politikası haline getirilmesine karşı eylemler oluşturmaktadır (Kyiv Post, May 22, 2009).

“2005: Türkiye, İnsan ticareti ve Eğilimler” adlı bir rapor yayımlayan uluslar arası Göç Örgütü’nün (IOM) Misyon Şefi Marielle Sander Lindstrom, dünyada insan ticaretinden bir milyar dolar civarında bir para kazanıldığını (Bianet, 01.02.2006) vurgulamıştır. Özellikle kadın ticaretinin yoğun bir şekilde olduğunu raporunda vurgulayan Uluslararası Göç Örgütü’ne göre devletlerin bunu engelleyici politikalar izlemesi gerekmektedir. Kadın ticaretinin yoğun olarak yapıldığı günümüzde özellikle Ukrayna’daki sorunlara dikkat çeken Femen Grubunun çıplak eylemleri bu bakımdan devletlerin dikkatini çekmek için ortaya çıkmış bir hareket dönüşmüştür. Bu gibi dikkat çekici eylemlerini arttıran bu grup uluslararası alanda yoğun bir hareket haline dönüşmesi beklenebilir. Özellikle bedene müdahaleyi tekrar kendi bedenini ortaya koyarak oluşturulan bu hareketin, demokrasi vurgusu, insan özgürlükleri hassasiyeti iktidarlara karşı mücadelenin yeni bir boyutunu oluşturmaya devam etmektedir. Bazı feminist çevrelerce bedenlerini kullandıklarına yönelik eleştiriler de gelmektedir. Fakat bu grup sadece Ukrayna’da değil, diğer ülkelerde de ses getirmektedir. Kendilerini feminist olarak tanımlıyorlar. Post modern bir hareket olarak da değerlendirilebileceğine yönelik vurgulardan yola çıkıldığında, yöntemleri, eylem şekilleri ve üzerinde durdukları konular modern dönemin konuları olduğu için buna hak verilebilir. Çünkü klasik feminist yaklaşımlardan farklı olarak eylemler gerçekleştiriyorlar. “Bedenlerini kullanış” biçimleri de teşhir etme veya estetikten ziyade toplumsal bir soruna dikkat çekmek içindir.

Kaynakça

-AKAY, Ali, Önsöz, Beden Sosyolojisi Özel Sayısı, Toplumbilim Dergisi, İstanbul, 2009

MERNİSSİ, Fatima (1995) Peçenin Ötesi/İslam Toplumunda Kadın Erkek Dinamikleri, Çev. Mine Küpçü, Yayınevi Yayıncılık, İstanbul

MERNİSSİ, Fatima (2003) Kadınların İsyanı ve İslami Hafıza, Epos yayınları, Ankara

-MİCHEL, Andree (2000) Feminizm, Çev: Şirin Tekeli, İletişim Yayınevi, İstanbul

-MİLLET, K. (1987), Cinsel Politika, Payel Yayınları, İstanbul

WOLLSTONECRAFT, Mary (2007) Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi, Çev. Deniz Hakyemez, Türkiye iş Bankası Yayınları, İstanbul

YAŞAYAN, Gökçen (2009) Beden: Estetikten Arzuya, Toplumbilim Dergisi, Sayı 12

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=4542

http://en.wikipedia.org/wiki/FEMEN

http://femen.livejournal.com/

http://femen.org/

http://www.olcen.net/print.php?id=628

http://www.kyivpost.com/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: