BEDENE MÜDAHALENİN SOSYOLOJİSİ

BEDENE MÜDAHALENİN SOSYOLOJİSİ
SOCIOLOGY OF INTERVENTION IN BODY
Prof. Dr. Ejder OKUMUŞ
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi

ÖZET
Beden, insanın insan olarak görünme aracıdır. Bu mânâda insanı insan kılan onun bedenidir. O nedenle
denilebilir ki toplumsal bir varlık olarak insan, bedenle toplum sahnesine çıkar. Toplumsal ilişkiler, insan
bedenlerinin topluma arzıyla gerçeklik kazanır. Bedenlerin topluma arzı veya toplum sahnesinde yer alışı
ise, oldukça karmaşık bir süreçtir. Karmaşıklığın temelinde bedenlerin birbiriyle karşılaşması, etkileşime
girmesi ve birbirine müdahale etmesi yatmaktadır. Bedene müdahale, insanın iç dünyasından, bizzat
bedenin içinden gelebileceği gibi, dış dünyadan, diğer bedenlerden de gelebilir. Dış dünyadan bedene
yapılan müdahaleler, estetikten hükmetmeye veya iktidar kurmaya kadar pek çok sebep ve etmenden
kaynaklanabilir. Müdahaleler, kıyafet biçimlerinde olduğu gibi bedene görece az ve zararsız/yararlı veya
bazı güzelleştirme çabalarında ve tıbbî uygulamalarda olduğu gibi görece faydalı da olabilir, tam tersine
her türlü yaralama, işkence veya öldürme biçimlerinde görüldüğü gibi zararlı da olabilir. Son
çözümlemede beden, toplum içinde sürekli müdahalelerle karşı karşıya kalabilmektedir. Bu çalışmada
bedene yapılan müdahaleler, söz konusu hususlar çerçevesinde, Türk kültüründen çeşitli örnekler
getirilerek sosyolojik bir yaklaşımla anlaşılmaya ve tahlil edilmeye çalışılmaktadır.
Anahtar sözcükler: Beden, müdahale, sosyoloji, iktidar, sosyal ilişkiler, siyasal ilişkiler, egemenlik.
ABSTRACT
Body is an instrument of appearance of man as human. In this meaning, what makes man human is
his/her body. Therefore it can be said that man as a social existence comes to the stage of society through
body. Social relations become a reality with the presentation of human bodies in society. The presentation
of human bodies in society or their appearance in the stage of society is a quite complex process.
Confrontation of bodies with each other and their intervention in each other lie in the basis of this
comlexity. The intervention in body can be realized by external world or other bodies as well as inner
world of man or inner of body in itself. The interventions in body by external world may be originated
from many reasons and factors from aesthetic to ruling or getting power. In the final analysis, body, in
society, can be subjected to continual interventions. In this essay, interventions in body, in the frameworks
of aforementioned points, is tried to be understood and analyzed in a sociological approach and with
various examples from Turkish culture.
Key words: Body, intervention, sociology, power, social relations, political relations, dominance.
Toplumda Beden: Bedene Sosyolojik Yaklaşım
İnsanın insan olarak sosyal hayatta var oluş mekânı olarak beden, her zaman düşüncenin,
araştırmanın ve anlamanın konusu olagelmiştir. Denilebilir ki aktif benliğin mekânı olan
beden üzerine yorumlar belki de insanlık tarihi kadar eskidir. Kutsal metinlerde bedenle ilgili
yorum, tasvir ve açıklamaların çokluğu dikkati çekmektedir. Felsefi ve ilmi planda konuyla
hem Doğulu düşünce ve bilim adamları hem Batılı düşünce ve bilim adamlarının ilgilendiği
bilinmektedir. Bu ilginin sonucu olarak bedeni okumayla ilgili alanlar olan fizyonomi, firoloji,
pathognomi, karakteroloji, personoloji, beden eğitimi, beden sosyolojisi gibi alanlar ortaya
çıkmıştır (Okumuş, 2006). Son dönemlerde beden incelemesi yapmak o kadar önemli hale
geldi ki cinsiyet, ırk, kimlik, siyaset, bilim, teknoloji, globalleşme vs. çalışırken beden hemen
gündeme alınmaktadır. Batı modernliği açısından önemli bir zaman diliminde de beden
hakkında ortaya konulan görüşler, bedenin temsilleri ve sosyal boyutlarıyla ilgilenen bir
sosyoloji branşının, yani yeni bir bilim dalı olarak insan bedeniyle alâkalı ilgi çekici
araştırmaların yapılmasında büyük katkı sağlayan beden sosyolojisinin konularının sınırları
içinde yer almaktadır. Son birkaç on yılda beden sosyolojisi alanında yapılan çalışmaların
sayısında dikkate değer artış gözlenmektedir. Bilindiği gibi bedenimiz üzerinde yoğunlaşan
beden sosyolojisi, toplumsal aktör olarak gördüğü insanı, bedeni üzerinden ele almak gerektiği
varsayımıyla özellikle toplumun, iktidarların, liderlerin, ideolojilerin, dinlerin vs. bedene
müdahalelerinin olduğunu, buna karşılık da bedenin bir takım tepkiler verdiğini, daha doğrusu
insanların kendilerine yapılan müdahalelere bedenleri üzerinden karşı çıktıklarını belirtir.
Benzer ifadelerle; bedene sosyolojik yaklaşım alanı olarak beden sosyolojisi, insanın fiziksel
yapısı üzerindeki toplumsal etkileri, insan bedeninin toplumsal ilişki ve etkileşimlerdeki
etkinliğini, kullanılırlık ve işlevselliğini, bireyin sosyalleşmesine katılımını, toplumsal
değişme ve sosyal etkileşimlerin beden üzerindeki etkilerini, kültür-beden ilişkilerini, sosyal
bir gerçeklik olarak bedeni, hülasa beden ile toplumun karşılıklı ilişkilerini inceler. Tabii ki
beden sosyolojisinde öne çıkan inceleme alanı, bedenin topluma dönük yüzü, yani bedenin
sosyal faktörler tarafından etki altına alınmasıdır (Giddens, 2000: 126, 144; Okumuş, 2006).
Bu bağlamda beden, sosyal beden veya sosyokültürel beden olmaktadır. Konuya bedene
müdahaleler çerçevesinde bakıldığında da bedenin toplumsal ve kültürel yapı içinde inşa
olduğu söylenebilir. Tabii ki modern sosyolojik beden yaklaşımlarında ortaya konduğu gibi,
beden çağdaş toplumlarda devasa tüketim projesinin vazgeçilmez bir projesi haline
getirilmiştir; diyet, spor, yaşam-tarzı, kozmetik cerrahi gibi bugünün çağdaş Batı ülkelerinin,
özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’nin vazgeçemedikleri tüketim alanlarında beden odak
noktasıdır. Söz konusu alanlarda tüketim yapan bir beden üretmek, bugünün modern
toplumunun en önemli projelerindendir.
Sosyolojik beden yaklaşımları (Bkz. Turner, 1991a: 6-30; Frank, 1991: 36-96), insanın
bedeninin olduğu gerçeğinden hareket ederler. İnsanın bedeninin olduğu gerçeği, bize onun
beden olduğu gerçeğini verir (Turner, 1984: 1). Bu çerçevede toplumu, sosyolojinin büyük
bedeni olarak düşünebiliriz (O’neil, 1989: 232); bu durumda bir “beden olarak toplum”,
“bedensel ilişkiler” ağı olarak kabul edilebilir. Gerçekten de sosyal, ekonomik, kültürel,
eğitimsel, siyasal, medikal vs. ilişkileri beden çerçevesinde ele almak, bu ilişkilerin iyi
anlaşılmasında ve açıklanmasında önemli bir yaklaşım olarak gözükmektedir. Bedene bu
şekilde toplumun anlaşılmasında önemli bir pozisyon biçildiğinde, sosyolojide, siyaset
biliminde, siyaset sosyolojisinde, din sosyolojisinde, ekonomi sosyolojisinde, medikal
sosyolojide konuların beden çerçevesinde ele alınması önemli hale gelmektedir. İnsanın sosyal
aktör olarak toplumdaki varlık sahnesine çıkmasıyla beden arasındaki bağlantı dikkate
alınarak denilebilir ki, beden, insanın insan olarak görünme aracıdır. Bu mânâda insanı insan

kılan, onun bedenidir. O nedenle toplumsal bir varlık olarak insan, bedenle toplum sahnesine
çıkar. Beden, insanın varlığının aynasıdır. Toplumsal ilişkiler, insan bedenlerinin topluma
arzıyla gerçeklik kazanır. Bedenlerin topluma arzı veya toplum sahnesinde yer alışı ise,
oldukça karmaşık bir süreçtir. Karmaşıklığın temelinde bedenlerin birbiriyle karşılaşması,
etkileşime girmesi ve birbirine müdahale etmesi veya güçlü olanların zayıf olanlara karışması
yatmaktadır. Bedene müdahale, insanın iç dünyasından, bizzat bedenin içinden gelebileceği
gibi, dış dünyadan, diğer bedenlerden de gelebilir. Dış dünyadan bedene yapılan müdahaleler,
estetikten hükmetmeye veya iktidar kurmaya kadar pek çok sebep ve etmenden
kaynaklanabilir. Müdahaleler, kıyafet biçimlerinde olduğu gibi bedene görece az ve
zararsız/yararlı veya bazı güzelleştirme çabalarında ve tıbbî uygulamalarda olduğu gibi görece
faydalı da olabilir, tam tersine her türlü yaralama, işkence veya öldürme biçimlerinde
görüldüğü gibi zararlı da olabilir. “Canlı dil” olan bedenin, gündelik hayatta, sosyal iletişimde,
iktidar ilişkilerinde, sınıfsal ilişkilerde vs. oldukça etkili olduğu ve de istenildiği oranda
bedenin sahibi ve toplum tarafından, toplumun farklı aktörleri tarafından etki altına
alınabildiği söylenebilir.
Bir iletişim dili veya aracı, hatta mekânı olarak beden, çevresini etkilemek ve diğer
insanlara mesaj vermek için görece küçük ve büyük müdahalelere maruz bırakılabilmektedir.
Bu müdahale, bizzat beden sahibinin kendisi tarafından yapılabildiği gibi, başka aktörler
tarafından da yapılabilir. Bunun örneklerini gündelik hayat gerçekliği içinde insanların
bedenleriyle değişik biçimlerde uğraşarak topluma mesaj vermelerinde sürekli olarak
gözlemek mümkün olduğu gibi güçlü bir grubun veya güçlü çeşitli toplumsal grupların diğer
birey ve grupların veya bütün toplumun bedenine iktidarını pekiştirmek için müdahale
etmelerinde de görmek mümkündür.
Birincisine örnek olarak insanın oturup kalkarken, sokakta yürürken, ders verirken, ders
alırken vs. görünmek istediği biçimde bedenini ayarlaması getirilebilir. Burada müdahaleden
bahsedilirken elbise biçiminden tutun, süslenmeye, yürür, oturur, susar ve konuşurken el ve
ayaklarımızı, bakışımızı ayarlamaya kadar bütün müdahale biçimlerinin söz konusu olduğunu
düşünmekteyiz. Bu müdahale biçimlerinde dönüşümlü olarak aslında gündelik hayatımız,
sabit yeme, içme, yıkanma, giyinme, uyuma vs. noktasında bize karışan bedensel varlığımızın
detayları tarafından hükmediliriz (Turner, 1984: 1).
İkincisine örnek ise bedenler-arası ilişkilerde özellikle güçlülerin veya yöneticilerin,
devletlerin iktidar alanı olarak bedenlere müdahaleleridir. Bugün çeşitli grupların, tüm
toplumun veya toplumun bazı kesimlerinin beden biçimlerini, beden görüntülerini istedikleri
şekilde değiştirebildiklerini görebilmekteyiz. İnsanlar, çeşitli zeminlerde kadın olmalarıyla,
erkek olmalarıyla, şöyle veya böyle giyinmeleriyle bedensel müdahalelere maruz bırakılarak,
bir takım kimselerin iktidarlarının mekanı olmaktadırlar. Bunu kendi toplumumuzda da başka
toplumlarda da gözlemleme imkanına sahibiz.
Konuya neresinden bakarsak bakalım, bedenin kendisi, sosyal hayatta önemli bir yere
sahiptir (Okumuş, 2006). Son çözümlemede beden, toplum içinde sürekli müdahalelerle karşı
karşıya kalabilmektedir. Kötü bakış, hakaret, dayak, işkence, terör gibi şiddetin her türlüsü,
çeşitli hareket ve davranışların engellenmesi, ilaç, röntgen, ameliyat gibi her türlü tıbbi
müdahale, cinsel ilişki, tecavüz, gebelik, cinsel ilişkinin yasaklanması, spor, açlık grevi,
süslenme ve vücut bakımı, estetik müdahaleler, kıyafet, diyet, rejim, hadım, iğdiş etme,
dövme, sünnet, gereğinden fazla yemek, medyatik müdahaleler, ölüm, çeşitli dinî emir ve

yasaklar çerçevesinde beden için getirilen uygulamalar gibi bedeni etkileyen durumlar, bedene
müdahale çerçevesinde görülebilir. Bu çalışmada bedene yapılan müdahaleler, söz konusu
hususlar çerçevesinde, yeri geldikçe Türk kültüründen de çeşitli örnekler getirilerek sosyolojik
bir yaklaşımla anlaşılmaya ve tahlil edilmeye çalışılmaktadır. Belirtelim ki, çalışmanın temel
anahtar sözcüğü “bedene müdahale”, nesnel anlam içeriğine sahip bir terimdir. Bedene
müdahale ile sübjektif düzlemde iyi bir şeyi veya kötü bir şeyi kastetmiyoruz. Bedene
müdahale, anlayış ve yaklaşımlara göre iyi de olabilir, kötü de olabilir.
Sosyal aktör olarak insanı beden yönüyle ele alırken bedenin, iç ve dışıyla birlikte
çevresini belirlediğini hesaba katmak gerekir. Yani bedenin bir çevresi vardır ve bedenin
çevresini içi ve dışı oluşturur. Beden gerçekten de insanın iç dünyasından ayrı ele alınamaz.
Mevlânâ’nın dediği gibi “beden, canın elbisesine benzer; bu el de canın elinin yenidir; bu ayak
da can ayağının mesti.” (Gölpınarlı, 1985: III, 198). O halde bedenin bir iç çevresi bir de dış
çevresi vardır. Her iki çevrenin birlikte bedeni içine aldığını düşünmezsek, bedeni salt bir et ve
kemik yığını olarak görme yanlışına düşeriz. Oysa beden, içiyle dışıyla canlıdır ve bu yönüyle
sosyal ilişkilerde varlık göstermektedir veya sosyal ilişkilerin zemini olmaktadır. O nedenle bu
çalışmada bedenden bahsedilirken onun bu niteliği hep göz ününde tutulmuştur. Ayrıca
çalışmada bedene müdahale, geniş yelpaze içinde estetik, tıp, kimlik, din ve iktidar
bağlamında ele alınmaktadır. Çalışmada bedene müdahaleyle, az veya çok, kısmen veya
tamamen bedene hakimiyet kurmanın, iktidarı beden üzerinden temin etmenin veya tersine
bedenin iktidarının amaçlandığı varsayılmaktadır. Gerek insanların kimlikleri, gönüllü olarak
kendi özgür iradeleriyle tayin edilsin, gerekse dışardan müdahalelerle belirlenmek istesin,
sosyal beden, iktidar boyutuyla okunduğunda doğru anlaşılacaktır. Gerçekten de örneğin
ideolojilerin, dinlerin, siyasal rejimlerin insanla ilişkilerinin, istedikleri bir insan tipini
oluşturmak ile sıkı bağlantısı bulunduğu düşünülürse, bunların istedikleri insan tipini
oluşturmalarıyla insan bedenini yontma, törpüleme, sınırlandırma veya genişletme, bedende
tahakküm kurma isteği arasında ilişki olduğu anlaşılır. Bu çerçevede bir bedenin bir başka
bedene hükmetmesi ve hükmedilen bedenin hükmeden bedenle mücadele etmesi söz
konusudur. O halde bu ilişki biçiminin en önemli tezâhürlerinden biri, değişik ideolojilerin,
siyasal iktidarların ve dinlerin bedenler üzerinde iktidar yarışına tutuşmaları olarak kendini
göstermekte, diğeri ise yarışma zemini olan beden sahiplerinin, kendi bedenlerini başka
ideolojilere, dinlere veya siyasal iktidarların istilasına karşı bir mücadele alanı olarak
konumlandırmaları biçiminde ortaya çıkmaktadır (Aktay, 2003). Bu durumda beden, aynı
zamanda bir tür çatışma alanı olabilmektedir. Beden, çatışma alanı olabildiği gibi diyalog,
uzlaşma, yakınlaşma, bütünleşme, birlik ve beraberlik alanıdır da. Beden her iki farklı sosyal
süreç için mekan olma özelliğine sahiptir. Esasen Nietzsche’nin bedene bakışında da bu
yaklaşımı görebilmekteyiz. Nietzsche’ye göre (1968: 340-355 vd.). her beden egemen olmaya,
gücünü pekiştirip genişletmeye ve kendi iktidarına karşı çıkmaya çalışan her şeyi mümkün
mertebe uzaklaştırmaya çaba harcar. Her beden aynı çaba içerisinde olduğu için bedenlerin
iktidar olma ve iktidar alanlarını genişletme çabaları karşı karşıya gelir; çünkü her beden
siyasal bir yapıdır. Bu durumda bedenler, zorunlu olarak ortak noktalarını öne çıkarır ve bir
bütünlük oluşturarak ortak bir iktidar belirler, başka bir ifadeyle iktidar için birlikte çalışırlar.
Bedenin bu şekilde toplumsal ilişkilerde, yakınlaşma ve uzaklaşmada, bütünleşme ve
çatışmada alan olması, onun iletişimsel varlığının tezahürüdür. Bu bağlamda denilebilir ki
beden iletişimsel bir boyuta sahiptir. John O’neil, (1989: 3 vd.) bunu ifade etmek üzere
iletişimsel beden kavramını kullanmaktadır. İletişimsel bedenle dünyamızı, kimliğimizi

kurarız; zira iletişimsel beden, dünyamızın dayanak noktası, menteşesidir. Beden, olgusal
varlık sahnesinde yer alabilmemizin en temel yollarındandır, belki de en temel yoludur.
Beden, insanî varlığın ana rahmidir. Bu yönüyle beden, gerçekten de sosyal ilişkinin odağında
yer almaktadır. Bu nedenledir ki insanların arasındaki bedensel mesafeler, sosyolojik anlamda
boş uzamlardan ibaret değildir. O mesafeler, bedenler aracılığıyla insanlar-arası ilişkilerin
düzeyini belirlemektedir. Bu bağlamda sosyalleşme de bedensel ilişkilerle, bedenin iletişimsel
boyutuyla gerçekleşmektedir. Nietzsche’nin yaklaşımında da buna benzer bir izah bulmak
mümkündür. Nietzsche’nin bedenler arası iktidar ilişkileri ve mücadeleleri düşünülürse,
görülür ki onun yaklaşımı, toplumsallaşma sürecinde bedenlerin karşılıklı bir gerilim ve
uzlaşma süreçlerini merkeze alır. Toplumsal hayat, bedenlerin birbirlerinin alanlarını belli bir
paylaşım esasında kabul ettikleri bir düzeni var eder (Aktay, 2002).
Sosyal ilişkilerin bedensel ilişkiler olmasının da ifade ettiği gibi değişim de bedende
gerçeklik bulur. Toplumsal değişimde elbette zihniyet, ideoloji, din ve diğer pek çok faktör
etkili rol oynar; ancak değişim beden aracılığıyla varlık kazanır. Bu bağlamda beden dinamik,
hareketli ve de etkilere açıktır. Bundan dolayı beden, değişim halinde olan bir varlıktır ve
değişimlerin de varlık zeminidir.
Bedensel ilişkilerden söz ederken insan bedenlerinin çokluğundan da bahsetmek gerekir.
Bu bağlamda bebek bedeni, çocuk bedeni, genç bedeni, olgun bedeni, yaşlı bedeni, kadın
bedeni, erkek bedeni, toplum bedeni, grup bedeni, kurum bedeni, birey bedeni, lider bedeni,
güçlü bedeni, güçsüz bedeni, şisman bedeni, zayıf bedeni, yöneten bedeni, yönetilen bedeni,
kutsal beden, sosyal beden, yapma beden, estetize edilmiş beden, diri beden, ölü beden gibi
bedenler zikredilebilir. Bedensel, toplumsal ilişkiler, bu beden tiplerinin tamamını içine
almaktadır.
Bedene Müdahalede Din, İdeoloji ve Siyasal İktidar
İnsanlık tarihi, bir bakıma toplumsal düzenlerin, siyasal iktidarların, ideolojilerin ve
dinlerin bedene müdahaleleri tarihidir. Toplumsal düzenlerin, siyasal iktidarların, ideolojilerin
ve dinlerin, yöneldikleri bir ruh veya zihniyet olsa da nihâî olarak bireysel bedenler üzerinde
bir denetim kurmaya çalışmış ve çalışmaktadırlar. Tarihe bakıldığında, dinlere mensubiyetin
ve o mensubiyette sebatın tüm şartlarının bedensel pratiklerle sağlandığı görülebilir. Bu
nedenle din sosyolojisinde din ile toplumun karşılıklı ilişkilerini tahlil edebilmenin en önemli
yollarından biri din-beden ilişkisini anlamak olmaktadır. Dinler, müminlerinin bireysel
bedenleri üzerinde kurdukları denetim sayesinde ete kemiğe bürünür ve kendi ideallerini
somutlaştırmanın bir yolu olan bireysel bedenler üzerindeki denetim imtiyazı için mücadele
verir, bu imtiyazı başkasına kaptırmamaya, hatta başkasıyla paylaşmamaya azamî bir gayret
gösterirler. Din, böylece toplum üzerindeki etkisini bedenler aracılığıyla meydana getirir.
Dinlerin istediği ibadetlerin büyük çoğunluğunda bedenin belli şekillere girmesi veya belli
şekillerden kaçınması söz konusudur. Din kendi varlığını ancak bu beden üzerinden
gösterebildiği için, bedenin bütün varlığına nüfuz etmek ister. Bu arada bedenin kendi istekleri
ile genellikle bir metin aracılığıyla ifade edilen dinsel irade arasındaki muhtemel ihtilaflar
birer günah olarak kodlanarak beden üzerinde yaptırıma dönüşebilir. “Diğer yandan başka
ideolojiler, dinler veya toplumsal düzenler de çoğunlukla aynı beden üzerinde bir denetim
hakkı talep ederler. Bu talepler bazen karşılıklı uzlaşma içerisinde aynı beden üzerinde bir
iktidar paylaşımına razı olabilecekleri gibi, bazen de birbirlerine kesinkes dışlamak üzere

çalışır ve aynı bedeni paylaşma konusunda tam bir kıskançlık örneğinin bütün sonuçlarını
sergilerler. Günümüzde bir şekilde kimlik ifadeleri yoluyla ortaya çıkan karşıtlık ve
husumetlere dayalı pratikler dizisi, tam da bu gerilimlerin mantığına dayanmaktadır. Kimliği
ifade etmek, bir yerde bedenin dışındaki başka bir varlığın bireysel bedenler üzerindeki
gösterisine imkân vermek anlamına gelmektedir.” Siyasal sistemlerin de, bedenleri kontrol
altına almak, onları belli bir kalıba sokmak, tabir caizse “hizaya getirmek”, disipline etmek ve
muti kılmaktan başka bir hedefleri yoktur. Ruhu satın alan şeytanî iktidar mekanizmalarının
ruha bir talepleri varsa, bunu da beden üzerinde doğrudan sulta kurma yoluyla yaparlar
(Aktay, 2002).
Bütün bu müdahalelerde insanın iradesini kullanıp kullanmaması ve gönüllü olup
olmamasının önemini de göz ardı etmemek gerek. Çünkü insan, ister doğrudan kendi içsel
süreçleriyle isterse dışardan inançların, dinlerin, ideolojilerin, siyasal iktidarların isteğiyle
olsun, beden müdahalelerini bizzat kendi isteğiyle de yaşayabilir, zorla da. Gönüllü olarak
beden müdahalelerini yaşaması durumunda toplumsal aktör olarak toplumsal yaşama
katılımıyla, zorla yaşaması durumunda toplumsal hayata katılımı farklı olur. Bu durumda
sosyal, siyasal vs. ilişkiler farklılaşır. Çatışma ve uyum durumları ona göre belirlenir. Bütün
bu durumların hepsine dair örnekleri Türkiye’de bulabilmek mümkündür. Türkiye’nin
modernleşme tarihini bedene müdahaleler açısından okumak, bize bu örnekleri getirecektir.
Özetle Türkiye’de yakın tarihimizde bedene müdahalelerin gönüllü kabulünün de gönülsüz
karşılanmasının da örnekleri vardır. Bu müdahale örnekleri, kendi durumuna göre uzlaşma
getirebildiği gibi gerginlik ve çatışma da getirmiştir. Örneğin “kılık-kıyafet üzerinde tarihin
her döneminde kopan fırtınaların kaynağı, hep bedenlerin kimler tarafından temellük edileceği
sorunu olmuştur. Hiç kimse sadece ruhu ele geçirmekle yetinmemektedir. Çünkü bütün
idealist tutumlarına rağmen dinler bile insanın doğrudan maddî varlığını belirlemeyi,
dolayısıyla beden üzerinde somutlaşmayı hedeflerler. En laik tutumlar içinde bulunan
iktidarlarda bile dinlerin çoğunlukla bir gerilim kaynağı haline gelmesinin sebebi de, bedenler
üzerindeki iktidara ya ortaklık talep etmeleri ya da başat iktidarın hayatî mekanlarının bir
istilası olarak algılanmaları olmuştur.” (Aktay, 2002)
Bedene Müdahalede Tıp
Bedene müdahalede önemli alanlardan biri de tıptır. Medikal sosyolojinin de gösterdiği
gibi tıp, sağlık ve tedavi adına bedene şekil vermekte, beden üzerinde denetim kurmaktadır.
Bu nedenle din sosyolojisi gibi medikal sosyolojinin de temel sorunu, bir anlamda toplumda
beden problemidir (Turner, 1984: 61).
Toplumun doktorlara karşı farklı davranmasının en önemli nedeni, belki de doktorların
bedene müdahale güç ve “yetki”leridir. İnsanlar, doktorun yanına gittiğinde doktorun adeta
“teslim ol” çağrısıyla karşılaşırlar. Bu yaklaşımı Türkiye’de çok açık bir biçimde görebilmek
mümkündür. Türkiye’de konumu ne olursa olsun bir insan doktora gittiğinde özel bir davranış
biçimi geliştirir. Hasta, doktor karşısında korkuya dayalı bir duruş sergiler. Doktor, ne kadar
üstten davranırsa, hasta da o kadar alttan davranır. Aksi takdirde doktorun kendine iyi
bakmayacağından veya bilmediği bir yerden yanlış yapacağından korkar. Türkiye’de doktor,
hastasıyla arasına hissedilecek derecede mesafe koyar, çok konuşmaz, “sen” diye hitap eder,
soru sorulduğunda farklı bir dille konuşur, son derece ciddidir. Hastanın rahat davranmasına,
örneğin gülmesine, yakın mesafeden konuşmasına, “sen”li hitaplarına, anlamadığı konularda

dahi fazla soru sormasına tahammülü yoktur. Hasta doktora gittiğinde bütün bunları bilir ve
bunlara aykırı hareket ettiğinde, doktorun kendisine bir “kötülük” yapacağını düşünür. Bu
düşünce ve yaklaşım, Türkiye’de o derece etkilidir ki, tıp camiası, doktorlar toplum katında
büyük bir dokunulmazlık zırhıyla korunma altındadırlar. Siyasal iktidar da doktorlara karşı
“özel muamele”de bulunur, onları kırmamaya özen gösterir. Çünkü onun üyeleri de hasta
olurlar ve doktorun önüne giderler.
Bu hususların dışında bedene tıbbî müdahale, tıbbın doğasına da uygun olarak kolay
yapılır. Bedene müdahale, tıbbın en doğal hakkı olarak görülür. Bu nedenle bedene tıbbi
müdahale üzerinden devasa bir tüketim pazarı oluşmuştur. İlaçlar, ameliyatlar, tıbbi
malzemeler, insan bedeni üzerinden devreye sokulur ve bu alanda büyük paralar dolaşır.
Günümüzde insan bedenine sağlık alanında yapılan müdahale, belki de en büyük müdahale
olarak tespit edilebilir.
Cinsellik ve Bedene Müdahale
Beden-toplum ilişkilerinde öne çıkan en önemli konulardan biri, cinselliktir. Cinsiyet
ve cinsellik üzerinden bedene müdahale, çağdaş toplumun köklü problemlerindendir. Özellikle
de erkek bedene karşı zayıf beden olarak kadın bedenine müdahalenin, sadece kadın-erkek
ilişkilerini değil, başta ailevi ilişkiler olmak üzere toplumsal ilişkinin bütününü belirlediği
söylenebilir. Toplumsal hayatın hemen hemen bütün alanlarında kadın bedeni, zayıflığı veya
güçsüzlüğü nedeniyle iktidarı elde etme yarışına mağlup başlamaktadır. Belki de kadının
erkek bedene ve dolayısıyla toplumsal bedene hakim olabildiği en önemli alan cinselliğini,
kadınlığını öne çıkardığı alandır. Bunda da her zaman başarılı olmaz. Zira kadın bedeni, çok
geniş bir yelpazede, yasal veya yasa-dışı yollarla, resmi ve özel otoritelerin eliyle bir tüketim
aracı olarak büyük bir pazarda meta olarak değerlendirilmektedir. Eğlence sektöründe kadın
baş rolü oynamakta, kadın bedeni baş köşeye yerleştirilmektedir.
Cinsellik bağlamında günümüzde özellikle Batı’da gittikçe geniş bir alana yayılan,
eşcinselliğe de temas etmek gerekir. Eşcinsellik, Avrupa’nın bazı yerlerinde ve Amerika’nın
bazı eyaletlerinde yasal statüye de kavuşturularak bir tür “nikah” denilebilecek sözleşmeyle
(Amerika’da “union” denilmektedir) toplumda normalleştirilmeye çalışılmaktadır. Burada
eşcinsellikle aynı çiftlerin birbirlerinin bedenlerine müdahale ettikleri ve bu vesileyle
toplumda bedene müdahalelerde yeni bir kanalın açıldığı söylenebilir. Eşcinsellikte dikkat
çekilmesi gereken en önemli hususlardan biri, bir tüketim maddesi olan karşıt cins bedenlerin,
özellikle kadın bedenlerin yeterince tatmin edici görülmemeye başlanması nedeniyle hemcins
bedenlere yönelinmesi gerçeğidir. Bu yönelmeyle cinsel ilişki kanalıyla hemcinslerin
birbirlerinin bedenlerine müdahaleleri söz konusu olmakta ve böylece cinsel ilişkilerde
bedene müdahalelerin sınırları genişletilmektedir.
Bedene Müdahalede Tüketim Kültürü
Çağdaş toplumlarda beden, kapitalizm ve kapitalist aktör ve sektörler tarafından bir
tüketim alanı olarak görülmektedir. Tüketim maddelerinin büyük bir çoğunluğunun bedene
hitap ettiği ve beden tarafından tüketildiği bilinmektedir. Yerel ve uluslar arası ilişkilerde;
güzellikte, eğlencede, zevk tatmininde, yemede, içmede, sağlıkta, askerî alanda vs. hep beden
üzerine hesaplar yapılmakta, beden muhatap alınmaktadır. Kapitalizmin tüketim hesabını

beden üzerinden yapıp yürütmesi, bedenin tüketilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Günümüz modern toplumların kapitalist düzeni içinde bedenler, tüketilmektedir. Tüketim
uğruna, kapitalistlerin kazanması uğruna bedenler ufalanmakta, biçilmekte, altüst
edilmektedir. Silah tüketimine bakıyorsunuz, insanlar doğrudan veya dolaylı yollarla
öldürülmektedir. İlaç sanayine bakıyorsunuz, kapitalizmin kazanması uğruna canlı bedenler
üzerinde denemeler yapılmaktadır. Belli tıbbi malzemelerin tüketiminde yine bedenlerin
kullanıldığını görmekteyiz. Kapitalizmin devamında en önemli faktörler olan fabrikalarda,
sanayi kuruluşlarında, çeşitli iş yerlerinde insanların bedenleri çok ucuza tüketilmektedir.
Cinselliğin çılgınca öne çıkarıldığı modern toplumlarda kadın ve erkeğin bedenleri üzerinden
insan pazarlanmakta, büyük paralar kazanılmaktadır. Bedenlerin pazarlanması adına kozmetik
sanayinin devasa boyutlarda malzeme üretmesi ve bedenler, farklılaştırılarak tüketilmektedir.
İnsanlar çalışma zamanlarında ve boş zamanlarında yemeye ve içmeye özendirilerek bedenleri
tüketilmektedir. Özellikle obesite sorunu, bugün bazı ülkelerde, hassaten Amerika’da en
büyük sorunlardan biri haline gelmiştir. Fakat bunu da sağlık sektörü tüketime hizmete
dönüştürmüş bulunmaktadır.
Bedenin tüketimin hizmetinde olmasının en ilginç örneklerinden birini Amerika’da
görmek mümkündür. Amerika’da adeta tüketim için tüketim yapılmaktadır. Alışveriş
merkezlerine gittiğinizde insanların ihtiyaç olmadığı halde sırf para harcamak, zevk için
tüketim adına tüketim yaptıklarını görürsünüz. İnsanlar, marketlerde, mağazalarda adeta
tüketim yarışına giriyor. Özellikle kozmetikte çok ilginç bir tüketim çılgınlığı var. Amerika’da
kadınlar, okulda, işyerinde, otobüste, takside makyaj malzemesini çıkarıp makyajını
yenileyebiliyor. Ayak üstü makyaj diyebiliriz buna. Onun için süper marketlerde, mağazalarda
kozmetik bölümü çok daha canlıdır.
İmaj Kültürü ve Bedene Müdahale
İmaja verilen önem, beden üzerinden tüketimi körükler. Beden, imajın etkili olduğu
yerde, kayda değer önemi haizdir. İmajlar bireyleri, dış görünüm, bedensel temsil, yani
görünüş konusunda daha duyarlı yapar (Featherstone, 1991: 179).
Batı’da imaj kültürünün beden üzerinde etkili olmasında Hıristiyan kilise kültürünün
rolü olmuş olabilir. Hıristiyan kilise kültüründe dinin beden üzerinden verilmesi, bedenin öne
çıkmasında, imajların bedende etkili olmasında pay sahibidir. Örneğin Amerika Birleşik
Devletleri’nde kiliselere gittiğiniz zaman –istisnaları olmakla birlikte- onların içinde ve
bahçesinde bol miktarda insan heykelleri, resimleri ve kabartmaları bulursunuz. Kiliselerin
duvarları, pencere camları, masalarında vs. İsa’nın, Meryem’in ve diğer din büyüklerinin
resim ve heykelleriyle doludur. Bu durumun imaj kültürünün Batı toplumlarında baskın
olmasında etkili olmasında kuvvetle muhtemeldir.
İmaj kültürü, tüketimi körükler, beden üzerinde bedenin dış çevresinde, bedenin
görünüşü için tüketim getirir. Özellikle televizyonun, internetin, sinemanın, örneğin
Hollywood sinemacılığının, magazin haberciliğinin vs. imaj kültürünün baskın olmasında
etkili olduğu söylenebilir.
Film endüstrisi, tüketim kültürünün erken zamanlarından beri imajların ana yaratıcı ve
sağlayıcılarından biri olmuştur (Featherstone, 1991: 179). Hollwood’un tüm dünyada yeni bir
tüketim kültürünün yayılmasında etkili olduğunu ve bu tüketim kültüründe bedenin

görünüşünün öne çıkarıldığını belirtmek gerek.
İmaj kültürü, tüketim kültürünün tüketmek için tüketmek, zevk için tüketmek üzerine
dayalı olduğu toplumlarda o boyutlarda etkili olmaktadır ki yaşlanma dahi bir sorun olarak
görülmekte ve o nedenle de diyetten spor ve kozmetiğe kadar pek çok vesileyle vücut/beden
bakımı yoluyla genç görünmek için çaba harcanmaktadır. İmaj kültüründe felsefe, “genç kal,
güzel kal, daha uzun yaşa” olmaktadır (Featherstone, 1991: 182; Turner, 1991b: 168).
İmaj, bedenin açılmasına izin vermektedir. Elbiseler, insan bedenini her şekle
sokabilecek şekilde dizayn edilmektedir. Beden, imajlarla tüketimin konusu yapılmakta,
aslında bu şekilde müdahaleyle tüketilen, bedenlerin kendisi olmaktadır.
Türkiye’de imaj kültürünün belli gruplar üzerinde etkili olduğunu, fakat bazı
durumlarda toplumun tüm kesimlerini etkiyelebilmektedir. Özellikle düğünlerde, görücü usulü
evliliklerin başlangıç görüşmelerinde vs. imaj kültürünün etkisini anlamamıza izin verecek
prosedürler görülmektedir. Örneğin kız, kardeşleri, annesi veya arkadaşlarının da yardımı veya
isteğiyle, kendisini görücü usulle görmeye ve “isteme”ye gelen aile ve damad adayına karşı
güzel görünmek için özel kıyafetler giyinir, makyajla çehresini değiştirir, kısaca süslenir. Bu
durumu flörtlerde, kadınla erkeğin çeşitli zeminlerde yaptıkları görüşmelerde, toplantılarda vs.
görmek mümkündür. Özellikle kadınların, bu tür biraraya gelişlerdeki beden ve yüzlerinin,
normal hallerindeki çehre ve bedenlerinden farklı olabildiği söylenebilir.
Elbise ve Bedene Müdahale
Elbiseyi, kılık kıyafeti, insan bedeni için basit bir olay olarak görmemek gerek. Elbise
insanın çıplak bedeninin örtmekten çok daha öte işlevlere ve anlam içeriğine sahiptir.
İnsanların en önemli iletişim araçlarındandır, elbiseler. İnsanlar, elbiselerle bazı şeyleri
maskeler, bazı yönlerini gizler, bazı yönlerini de açığa çıkarırlar.
Denilebilir ki olumlu veya olumsuz olsun, elbise, insan bedenine yapılan en dikkate
değer müdahalelerdendir. Bu müdahale, insanın bedeni aracılığıyla başka bedenlerle ilişki
geliştirmesi için önemlidir. Bu bağlamda elbise, kimliğin, ideolojinin siyasal görüşün, tutulan
takımın vs. bedende sergilenmesinde önemli rol oynar. İnsanlar elbiselerle kendilerini ifade
ederler. Bireysel veya grupsal düzlemde insanlar, kıyafetleriyle yaşam biçimlerini ortaya
koyarlar. Uzun pardesü giyer, baş örtüsü takar vs. Dini öyle istediği için veya başka bir
sebeple böyle yapabilir. Sözgelimi yasta olduğunu belli etmek için siyah giyinir, ideolojisini
belli etmek için mavi giyinir, işyeri istediği için beyaz giyinir, partisi istediği için koyu
elbiseler giyinir, okulu istediği için lacivert giyinir, kurumu istediği için baş örtüsünü çıkarır,
işyeri istediği için mini etekle veya kravatsız işe gelmez vs.
Teknolojinin Bedene Yüklenmesi
Modern ve postmodern toplumlarda teknolojinin insan bedenine çılgınca hükmettiğini
söylemek abartılı olmaz. Teknolojinin, örneğin iletişim teknolojisinin dolaylı olarak beden
üzerindeki etkilerinin yanında doğrudan etkileri vardır. Eskiden uzay filmlerinde görmeye
alışık olduğumuz insan bedenlerini gündelik hayatta hemen her yerde görmek mümkündür.
Özellikle gençlik üzerinde teknolojinin ne kadar etkili olduğu açıktır. Cep telefonunu bugün
bedenden ayrı düşünmek imkansız hale geldi. Müzik dinlemek veya daha kolay konuşmak için

kulaklıkla yürümek, yolculuk etmek, yatmak sıradan hale geldi. Televizyonun evde, işyerinde
vs. insandan ayrı düşünülmesi uzun süredir imkansızlaştı. Bilgisayar, hayatın her alanında
kullanılmaktadır, özellikle internetin gelişimiyle birlikte bilgisayar, insanları adeta takibe
almıştır. Nispeten çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, mikro dalga vs. de aynı şekilde evleri
donatmaktadır. Örnekler, arttırılabilir. Her biri az veya çok bütün bu teknoloji ürünlerinin
insan bedeni üzerinde ciddi etkilerinin olduğu, özellikle bedeni yıprattığı, hasta ettiği
bilinmektedir. Bu konuda daha az mı çok mu bedene zarar verdiği tartışılmaktadır.
Teknoloji bir taraftan hayatı kolaylaştırırken bir taraftan da bedenlere zarar vermekte,
bedenler arası ilişkilerin, dolayısıyla toplumsal ilişkilerin seyrini değiştirmektedir.
Yukarıda da kısaca işaret edildiği gibi ayrıca teknoloji, cazibesiyle tüketimi çılgınca
körüklemektedir. İnsanlar teknoloji, insanlarda yapay ihtiyaç duygusu oluşturmaktadır.
Sekülerleşme ve Bedene Müdahale
Sekülerliğin etkili olduğu grup ve toplumlarda bedene müdahalenin biçim ve nitelik
değiştirdiği söylenebilir. Geleneksel hayat tarzını benimseyen insanlar, bedenlerine müdahale
ederken inançlarından hareketle bedenlerine yaklaşır, bedenlerini kontrol etmeye çalışır ve
bedenlerinin kendilerine hükmetmesini engeller ve bedeni kontrol etme yoluyla nefis veya
ruhu eğitirken seküler zihniyetle hareket eden insanların bedeni, kutsalla olan bağını kopararak
bedene dünyevi araç ve amaçlarla müdahale etmektedirler. Sekülerleşme, bedeni, kutsal
güçlerin söz sahibi olduğu alandan diyet, kozmetik, beden eğitimi, koruyucu hekimlik gibi
gerçekliklerin dünyevi alanına taşımıştır. Bu işlem, bir anlamda bedenin dünyevileşmesidir.
Bedenin dünyevileşmesi, bedene seküler müdahaleyle gerçeklik bulmaktadır. Örneğin diyet,
geleneksel hayatta şehvet ve hırs gibi kötü duygulara karşı dinî perhiz yapmanın bir
boyutudur, asketizmin, çileciliğin, riyazetin amacı da bedene müdahalelerde bulunarak ruhu
arzuların kendini sarıp sarmalamasından kurtarmaktır. İslam’da temel ibadetlerden olan
Oruç’un en önemli boyutlarından biri, açlık yoluyla bedenin arzularını frenlemek, bedenin
şehvet tutkusunu hafifletmek, bedeni insanlara karşı sakin ve hoşgörülü yapmak, kaba
davranmaktan engellemek ve cinsel arzuları kontrol altına almaktır. İslam Peygamberi, oruçinsan
ilişkisi konusundaki Hadislerinde bu konuya işaret etmiş, orucu bedeni kontrol ve
disiplin altına almanın en iyi yollarından biri olarak tasvir etmiştir. Bizim kültürümüzde de
oruç ibadetinin bu işlevselliği öne çıkarılır. Fakat tüketimin meziyet ve erdem sayıldığı bir
durumlarda, diyet kapasiteyi seküler zevkler için destekleme yöntemi olarak karşımıza
çıkmaktadır (Turner, 1984: 216).
Tanımlamalar Yoluyla Bedene Müdahale
İnsanlar, toplumsal aktörleri bedenleri yönünden tanımlayabilmekte ve
konumlandırabilmektedirler. Burada bedenler, bir tür iletişim bilgisi vermekte ve dolayısıyla
bedenlerden, tanımlamalara göre bazı insanlarca bir takım mesajlar algılanmaktadır. Bu beden
tanımlamaları ve mesajlar yoluyla toplum içindeki bazı insanlara karşı bazen sonuçları çok
acımasız boyutlara varacak şekilde mesafeli durulmaktadır. Hatta bu tür beden

tanımlamalarının uluslar arası düzeyde gerçekleştiği de bilinmektedir. Beden tanımlamasının
bizzat kendisini bedene müdahale biçimlerinden biri kabul etmek mümkündür. Tarihte ve
günümüzde tanımlamalar yoluyla bazı insanların toplum içinde damgalanmaya ve dolayısıyla
ayrımcılığa maruz kaldıkları bilinmektedir. Amerika’da renkleri yüzünden zencilere yapılan
tanımlamalar ve bu tanımlamalarla gelen muameleler burada örnek getirilebilir. Uluslar arası
düzeydeki tanımlama ve damgalamalara örnek olarak da bir çok Afrika ülkesi getirilebilir.
Afrika toplumları, renkleri nedeniyle uzun süre Batı toplumları tarafından damgalanmış ve ona
göre de muameleye tabi tutulmuşlardır. Bugün hala çeşitli yerlerde bu tür bedensel
tanımlamalar yoluyla bedenlere müdahaleler yapıldığı görülmektedir.
Bu tanımlama tipinin dışında bir başka tanımlama biçimi daha vardır: Bu tipte her
beden, şekil yapısına göre tanımlanabilmektedir. Burada tabii iyi tanımlama da var, kötü
tanımlama da. Ama daha çok toplum içinde kötü tanımlama ve damgalamaların öne çıktığı
söylenebilir. Burada bedenin dış görünüşü bir iletişim bilgisi vermektedir. Bu tip tanımlamada
yaygın olarak kullandığımız bedenin dilinden başka bedenin bir bütün olarak ifade ettiği dil
söz konusudur ki buna “beden yapısının genel dili” veya “genel yapısal beden dili” denilebilir.
Belirtmek gerekir ki burada söz konusu olan şey, bilinen yaygın anlamıyla beden dili değil,
her insan bedeninin bir bütün olarak bir anlamının olduğunu ifade eden ve dolayısıyla her
insan bedeninin diğer insanlar için bir anlam veya anlamlar bütününe işaret ettiğine atıfta
bulunan söz konusu “bedenin yapısının genel dili” veya “genel yapısal beden dili”dir. Bedeni
genel diliyle ele alanlar, bu anlamda her bedenin bütün azalarıyla birlikte genel bir dilinin
olduğunu ve bu dilin insanın huy, karakter ve ahlâkını yansıttığını savunmaktadırlar”
(Okumuş, 2006).
“Kim ne derse desin, insanlar arası ilişkilerde bugün dahi beden biçiminin, örneğin
boyun uzunluğu veya kısalığının, şişmanlığın veya zayıflığın, başın büyüklüğü veya
küçüklüğünün, boynun kalınlığı veya inceliğinin, el ve ayakların büyüklüğü veya
küçüklüğünün, yüzün şeklinin, burnun uzunluğu veya kısalığının, dudakların biçiminin vs.
etkili bir belirleyiciliğe sahip bulunduğu söylenebilir. İnsanlık tarihinde belki de en eski
iletişim aracı olan beden, kendi dışındaki sosyal çevreyi hem etkiler, hem de ondan etkilenir.
Duygu ve düşüncelerin bir yansıması olarak beden, insanların birbirleri hakkında fikir sahibi
olmalarında, hüküm vermelerinde, tanımlamalar yapmalarında ve ona göre tavır
belirlemelerinde etkili olur. Bedenin, bedenin duruşunun, iletişimin etkinliğini sağlayan en
önemli unsur olduğunu söylemek mümkündür. Şu halde iletişimde beden dili önemlidir, ancak
insanlar, daha da genel bir alan belirleyerek insanları beden tiplerine göre tanımlama yoluna
da gidebilmişlerdir. Bedenleri tanımlayarak bedenler arası ilişkilerde baştan bir mesafe
koyabilmişlerdir. Bu tanımlamalara göre insanlar, insanların sahip oldukları beden tiplerine
göre belli karakter özelliklerinin olduğunu düşünebilmiş veya varsayabilmişlerdir.
Bedenle ve bedenden hareketle ahlâk, huy ve karakter hakkında yorumda bulunan
çalışmalar, çeşitli kültürlerde ve İslam düşünce ve ilim tarihinde çok erken dönemlerden
itibaren başlar. İslam kültürü bağlamında geleneksel yaklaşımlarda beden, Vesîletü’l-irfan,
zübdetü’l-irfan, ilm-i kıyafet, ilmü kıyâfet’ül-beşer, ilm-i sima, ilm-i feraset gibi
isimlendirmeler (Çelebioğlu, 1979) adı altında ele alınır. Hatta bunlara şemail-i şerifi el alan
çalışmaları da eklemek mümkündür. Bu bağlamda meşhur Kıyafetnâmeler vardır. İmam
Şafii’nin, Kindi’nin, Ebu Bekir Razi’nin, İbn Sina’nın, Fahreddin Razi’nin, Talib Ensari
Dımışki’nin, Kuşeyrî’nin, Muhyiddin İbn Arabî’nin, Kaşânî’nin, Derviş Abdurrahman

Mirek’in, Hamdullah Hamdi`nin, Uzun Firdevsi’nin, İlyas bin İsa-yı Saruhanî’nin,
Abdülmecid b. Şeyh Nasuh, Mustafa bin Evranos’un, Balizade’nin ve Erzurumlu İbrahim
Hakkı’nın çalışmaları bu çerçevede zikredilebilir. Denilebilir ki bu çalışmalar, bedenin sosyal
boyutunu, bedenin sosyal hayattaki rolünü, iletişim boyutunu, beden-toplum ilişkisini, beden
yapısının genel anlamını ele almışlardır” (Okumuş, 2006).
Gerek tarihsel tecrübe birikiminin gerekse Marifetnâme (Erzurumlu İbrahim Hakkı)
gibi kitapların da etkisiyle bugün toplumumuzda insanların bedenlerine, baş ve boyun
biçimlerine, boylarının uzunluk ve kısalıklarına vs. bakarak onların kişiliği, ahlâkı ve karakteri
hakkında fikir yürütülmesi, önyargılar oluşması ve halk arasında görece yaygın olarak bu
önyargılarla onlara karşı olumlu veya olumsuz yaklaşımlar sergilenmesi söz konusudur
(Okumuş, 2006). Türk kültüründe çok yaygın olarak kullanılan olumsuz tanımlamalar
çerçevesinde kısa boylulardan korkulacağı, yeşil gözlülerin tehlikeli olduğu, saçı uzun olanın
(kadının) aklının kıt veya anlayışsız olduğu, boyu uzun olanın aklı kıt olduğu, uzun yüzlü
olanın yalancı olduğu, sırtı kambur olanın huyunun kötü olduğu gibi yargılar zikredilebilir.
Olumlu tanımlamalar çerçevesinde ise parmakları uzun olanın akıllı olduğu, göğsü ve
omuzunda çok kılı olan erkeğin cesur ve yiğit olduğu, boynu orta olanın iyi insan olduğu,
boyu uzun olanın saf akıllı olduğu gibi inanışlar zikredilebilir. Belirtmek gerekir ki, bütün bu
tanımlamalar, bu özellikteki insanlara karşı bir tür müdahaledir. Bu beden tiplerinden özellikle
toplumun olumsuzladığı bedenlere sahip olanlar, ister istemez bedenlerinde baskılar
hissedeceklerdir. Bu, Türk toplumunda bedenden hareketle kişilik çözümlemesi yapıldığını ve
bunun da sosyal ilişkilere yansımalarının olduğunu göstermektedir.
Sevgi ve Şiddetle Bedene Müdahale
Buraya kadar ortaya konan hususlardan toplumda bedene, çeşitli alanlarda, çeşitli
aktörlerce müdahale yapılabildiği anlaşılmaktadır. Peki bedene müdahalenin yol ve araçları
nelerdir? Bedene müdahale sevgiyle de şiddetle de yapılabilir. Bedene müdahalenin görece
olumlu veya olumsuz yol ve araçları, sevgi sözcükleri ve davranışları, aşk ilişkileri, beden
tanımlamaları yapmak, bedenleri damgalamak, kötü bakmak, hakaret etmek, sövmek,
psikolojik baskılar uygulamak, tehdit etmek, sözlü ve fiili saldırıda bulunmak, elle, bıçakla
veya silahla kesmek ve yaralamak, işkence etmek, vurmak, dayak atmak, öldürmek, dinî,
hukukî, askerî, ekonomik, siyasî vs. yaptırım, ilaç, iğne, su, bomba, yiyecek, içecek, doktora
gitmek ve gitmemek, intihar vs. olarak tespit edilebilir. Bunların her birini tek tek ele almak,
konumuzun sınırları içinde mümkün değildir. Fakat toplumumuzda beden üzerinde en yaygın
iktidar kurma ve bedeni bir tür hizaya getirme araçlarından biri olan dayak üzerinde kısaca
durmak faydalı olabilir.
Türkiye’de dayak, sosyal hayatın hemen her alanında, ailede, okulda, çarşıda, pazarda,
sokakta, atölyede, fabrikada, bakkalda, markette, bazı kurum ve kuruluşlarda, çeşitli kamusal
veya sivil görevlerde vs. çocuğa, gence, yetişkine, yaşlıya, kadına ve erkeğe karşı
vazgeçilmez tahakküm kurma, adam etme, eğitme yolu ve aracı olarak oldukça etkili bir
işlevselliğe sahiptir. “Dayak olayının içine bir arkeolojik kazı yaparak girdiğimizde, orada
dayağın görünen unsurlarının arka planında asıl unsurun, asıl besleyici kaynağın, belki de asıl
sebebin bulunduğunu görmekteyiz. Nedir bu asıl unsur veya sebep? Toplum, toplumun sosyokültürel
özellikleri: Dayağın toplumsal ve kültürel temelleri.(…) Dayak yiyerek büyüyen
insan, dayak atar: Baba veya anne ise çocuğuna, öğretmen ise öğrencisine, usta veya kalfa ise

işçisine veya çırağına, üst/amir ise astına/memuruna vs. hakaret eder, zor kullanır, dayak atar
bizim toplumumuzda. Adeta kültürel genlerimize yerleşmiştir dayak…
Dayak yiyenler de sonradan gelenlere aynı şeyi yaparlar…
Toplumun yetişkin insanlarını esas alırsak, dayak atan da yiyen de aslında dayağı yeğler
bir noktaya gelmiş. Ben çok insana rastladım, dayak yiyip de dayağı davranışının hukukî veya
yasal sonuçlarıyla karşılaşmaya yeğleyen, “Ceza alacağıma dayak yiyeyim daha iyi.” diyen.
Bu bilindiği için dayak atanlar da “Cezayı mı yoksa dayak yiyip kurtulmayı mı tercih
edersin?” diyerek dayağı bir bakıma özendirirler.
Anne ve baba dayak attığı gibi, çocuğunu öğretmenine, ustasına, amirine vs. “teslim
eder”ken “Eti senin, kemiği benim” demeyi de ihmal etmez.
Öğretmen dayak atarken, “Bazı insanları ancak dayak adam eder” yargısından hareket
eder.
Koca karısını döverken bunlara benzer gerekçeler üretir… Bazen dinî gerekçeler de
getirirler.
Hoca veya anne ve baba dayak atarken “Dayak Cennet’ten çıkmadır” fehvasını esas alır.
Anne ve baba, çocuğuna dinî emirleri öğretir ve yerine getirtirken, çeşitli dinî
metinlerden referansla dayak atar… Burada dayağın nasıl da din ile meşrûlaştırıldığına tanık
oluyoruz.” (Okumuş, 2005).
Sonuç
Bedene müdahalenin sosyolojik bir yaklaşımla ele alındığı bu çalışmada bedene
müdahalenin çeşitli düzlemlerde ve farklı araçlarla yapılabildiği, bu müdahalenin de bedenler
üzerindeki ağırlıklarına göre sosyal hayatı, insan ilişkilerini, kurumsal ilişkileri, insanî
duyguları vs. etkilediği ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Çalışmanın başında da belirtildiği gibi beden, toplumsal ve kültürel yapı içinde inşa
olmaktadır. İnsanlar, düşüncelerini, inançlarını, eylemlerini, ibadetlerini, kimliklerini,
farklılıklarını, siyasetlerini, iktidarlarını, tavırlarını, muhalefetlerini, duruşlarını, zevklerini,
acı, üzüntü ve sevinçlerini, sevgi, aşk ve şiddetlerini, savaş ve barışlarını bedenler üzerinden
ortaya koymaktadırlar. Bu, bedenlerin sosyal hayatın içinde aktif olarak yer aldığını
göstermektedir.
Toplumsal bir varlık olarak insan, bedenle toplum sahnesine çıkmaktadır. Toplumsal
ilişkiler, insan bedenlerinin topluma arzıyla gerçeklik kazanmaktadır. Bedenlerin topluma arzı
veya toplum sahnesinde yer alışı ise, oldukça karmaşık bir süreçtir. Karmaşıklığın temelinde
bedenlerin birbiriyle karşılaşması, etkileşime girmesi ve birbirine müdahale etmesi veya güçlü
olanların zayıf olanlara karışması yatmaktadır. Gerçekten de toplumsal hayatın içinde beden,
en çok da müdahale alanı olarak kendini göstermektedir. Denilebilir ki insanlık tarihi, bir
bakıma toplumsal düzenlerin, siyasal iktidarların, ideolojilerin ve dinlerin bedene
müdahaleleri tarihidir.
Bedene yapılan müdahaleler, bedenin içinden ve dışından, bedenin sahibinden ve başka
bedenlerden –tabii çevreden de- gelebilmektedir. Müdahaleler, çok çeşitli faktör, aktör, amaç
ve araçlarla yapılabilmektedir. Örneğin din, ideoloji ve siyasal iktidarların bedene hakim

olmak, onu yönetmek, onu istedikleri şekilde hareket ettirmek için müdahalede bulundukları
görülmektedir. Tıp alanında bedene müdahalenin ilginç biçimleri vardır. Hekim, bedene
müdahale imkan ve fırsatlarını değerlendirerek toplumsal ilişkilerde çok önemli bir iktidar
alanı elde edebilmektedir. Cinsellik temelinde de bedene, özellikle de kadın bedenine önemli
müdahalelerin yapılabildiği de çalışmada vurgulanan hususlardandır. Ayrıca özellikle çağdaş
toplumlarda tüketim yoluyla bedene müdahalelerin had safhaya çıktığı gerçeğinin de
çalışmada ele alındığına işaret etmek gerek. Gerçekten de günümüz tüketim kültürünün güçlü
olduğu toplumlarda, özellikle Amerika ve Avrupa’da bedenin tüketim alanı olarak
değerlendirildiği görülmektedir. Yine tüketim bağlamında imaj kültürü de, beden üzerinden
tüketimi körüklemekte, güzelliği, beğenilirliği görünürlük ve bedenselliğe hasrederek bedeni
maddileştirmekte, hatta yabancılaştırmaktadır. Elbise ve kıyafet de bedene müdahalede önemli
bir yere sahiptir. Beden elbiseyle istenilen şekle sokulabilmektedir. Teknolojinin bedene
müdahalesi, günümüzün en dikkate değer olgularındandır. Teknoloji bedeni
teknolojikleştirerek hem içinden hem de dışından bedeni sarsmakta, aslında
yapaylaştırmaktadır. Bedene müdahale konusunda bir önemli husus da sekülerleşmenin
bedene müdahalenin anlamını değiştirmesidir. Sekülerleşme, bedenin kontrolünün dinî ve
kutsal olanla bağını kopararak bedeni tüketimci kültüre konu olacak şekilde dünyevileştirir.
Bedene müdahalede önemli bir konu da tanımlamalar ve damgalamalardır. İnsanların beden
yapıları renkleri ve biçimleriyle tanımlanarak bir takım müdahalelere maruz
bırakılabilmektedir.
Bedene çeşitli aktör ve faktörlerle müdahaleler yapılırken bu müdahalelerin hangi araç
ve yollarla yapıldığı da önemlidir. Bedene şiddet unsurlarıyla da sevgi unsurlarıyla da
müdahale yapılabilir. Örneğin sevgi ve aşkla müdahale yapılabileceği gibi bıçaklama,
savaşma, vurma, dayak atma gibi şiddet unsur veya yolarıyla da müdahale yapılabilir.
Müdahalenin sevgi ve şiddetle yapılmasına göre kuşkusuz farklı sonuçlar ortay çıkar.
Bedenlere müdahaleler, niteliği, biçimi ve araçlarına göre bütünleşme de getirebilir, çatışma
da. Müdahaleye dayalı ilişki biçiminden duruma göre uzlaşma ve bütünleşme çıkabileceği gibi
gerginlik ve çatışma da çıkabilir.
Bedene müdahalede önemli bir nokta da bedenin kimlik alanı olmasıdır. İnsanlar
bedenleriyle, başka bedenlerle ilişki biçimleriyle, başka bedenlerin müdahalelerine cevap
verme yöntemleriyle, kendi bedenlerine kendilerinin müdahaleleriyle neyle özdeşleştiklerini,
kimlerden farklı olduklarını, yani kimliklerini ortaya koyarlar. İnsanların bedenlerine
yaptıkları dövme de dahi kimlik ifadesi söz konusudur. Bu anlamda beden insanın kendini
ifade etmesinin de zemini olmaktadır.
Sonuç olarak bedene müdahalelerin çeşitli örneklerinin bu çalışmada belirtildiği biçim
ve içerikleriyle toplumumuzda var olduğu söylenebilir. Bu bağlamda Türkiye’nin özellikle
modernleşme sürecinde yaşananların; huzursuzluk, gerginlik ve çatışmaların, sevinç ve
mutlulukların beden sosyolojisi açısından ele alınmasının, önemli bulgulara ulaştıracağı da
ifade edilebilir.
KAYNAKÇA
Aktay, Yasin (2002). “İktidarın Nesnesi ve Kaynağı Olarak Beden ve Kimlik
Politikaları”. 3. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Eskisehir, 2-4 Kasim (Sivil Toplum Dergisi, Yıl 1, Sayı 2, 2003)
Çelebioğlu, Âmil (1979). “Kıyâfet İlmi ve Akşemseddinzâde Hamdullah Hamdî ile
Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Kıyâfet-nâmeleri”. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Araştırma Dergisi (Ahmet Caferoğlu Özel Sayısı). Fasikül: 2. Sayı: 11, ss. 305-348
Featherstone, Mike (1991). “The Body in Consumer Culture”. The Body: Social
Process and Cultural Theory. Ed. Mike Featherstone, Mike Hepworth, Bryan S. Turner.
London: Sage Publications, ss. 170-196
Frank, Arthur W. (1991). “For a Sociology of the Body: an Analytical Review”. The
Body: Social Process and Cultural Theory. Ed. Mike Featherstone, Mike Hepworth, Bryan S.
Turner. London: Sage Publications, ss. 36-102
Giddens, Anthony (2000). Sosyoloji. Çev. H. Özel-C. Güzel. Ankara: Ayraç
Gölpınarlı, Abdülbâki (1985). Mesnevî ve Şerhi. c. III. 2. bs. İstanbul: MEGSB
Nietzsche, Friedrich (1968). The Will to Power, İng. Çev. W. Kaufmann. New York:
Vintage
Okumuş, Ejder (2006). “Marifetnâme’de Beden”. Türk-İslam Düşünce Tarihinde
Erzurum Sempozyumu, 26-28 Haziran. Erzurum
Okumuş, Ejder (2005). “Türkiye’de Dayağın Arkeolojisi”. Yeni Şafak. 07.11.2005
Düşünce Günlüğü (http://www.yenisafak.com/dusunce.html)
O’neil, John (1989). The Communicative Body Studies in Communicative Philosophy,
Politics, and Sociology. Evanston: Northwestern University Press.
Turner, Bryan S. (1984). The Body and Society, Explorations in Social Theory, Oxford:
Basil Blackwell
Turner, Bryan S. (1991a). “Recent Developments in the Theory of the Body”. The
Body: Social Process and Cultural Theory. Ed. Mike Featherstone, Mike Hepworth, Bryan S.
Turner. London: Sage Publications, ss. 1-35
Turner, Bryan S. (1991b). “The Discourse of Diet”. The Body: Social Process and
Cultural Theory. Ed. Mike Featherstone, Mike Hepworth, Bryan S. Turner. London: Sage
Publications, ss. 157-169

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: