28 ŞUBAT POSTMODERN DARBENİN TOPLUMSAL YANSIMALARI

İBRAHİM MAVİ

10.15.2010

 

1-) 1990’lı Yıllar ve Sonrasında Siyasi Süreç

        Türkiye 1990’lı yıllara artık yeni bir dünya düzeni ve yeni bir siyasi başlangıçla giriyordu. Dünyada var olan iki kutuplu sistemlerden biri olan Sosyalist Bloklar çökmüş, yeni konjonktürde artık sağ bloklar hakim olmuştur. Özellikle küreselleşme akımlarıyla beraber dünyanın tek bir kutup haline gelmesi, sınırların daralması anlamına gelen küreselleşme akımın etkisiyle dünyanın birbirinden haberdar olması kolaylaşmıştı. Özellikle dünyanın tek hakimi haline gelen Amerika’nın öncülüğünde demokrasi, siyasal ve sosyal yaşam, ekonomik hayat alanları yeni bir yönelim kazanmıştı. Artık dünya da tek hakim güç olarak Amerika ve onun devamı olan Neo liberal politakalrın gelişimi, kapitalizmin devasa gücü gelişmişti. Sağ kanat parti ve sistemler gelişim göstermeye başlamışlar ve bunun etkisiyle Türkiye demokrasi ve siyasi yaşamı bu yönlü bir değişimle şekillenmeye başlamıştı.

       Türkiye yeni dünya sisteminin etkisiyle siyasal yaşamda bir değişime uğramış ve sağ partiler bir anlamda yükselişe geçmiştir. Türkiye artık 1990’lı yıllarda diğer dönemlerden farklı bir aşamadadır. Türkiye’yi diğer dönemlerden ayıran belli özellikler;

-Herşeyden önce toplumsal talepler nitelik ve yön değiştirmişlerdir. Bu gün insanlar taleplerini sadece işçi, işveren olmalarına göre değil, Kürt, İslamcı, Laik, kentli, gecekondulu olmalarına göre ifade etmektedir.

-Türkiye bir temsil krizinin içine düşmüştür.

-Değişen talepler ve yaşanan kriz, devlet toplum çatışması ve kopukluğunu hızlandırdığı ölçüde, toplumsal gruplar arasında yoğun bir çatışma haline ve kopukluğa yol açmıştır.

-Her kesim- kendi yaşam tarzı ve görüşü çerçevesinde ortak yaşam sahalarını belirleme kavgası vermekte ve kendisine benzemeyeni dışlamaktadır(Bayramoğlu, 2001:16-18).

         Türkiye böyle bir atmosferde 1990’lı yıllara girmiştir. Bu atmosferin etkisiyle yapılan 1991 seçimleri de sağ kanat partilerin yükselişine ve yeni bir siyasal yaşamın yerleşmesine etkide bulunmuştur. 20 Ekim 1991 tarihinde yapılan genel seçimlere katılım oranı yüzde 83.9 olarak gerçekleşmiştir. Toplam beş partinin yüzde 10’un üzerinde oy alarak parlamentoda temsil hakkı kazandığı 1991 genel seçimlerinde, yüzde 27 civarında oy alan DYP birinci parti olmuştur(Çavdar, 1996:314).  DYP aldığı bu oylarla 178 milletvekilliği kazanarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yüzde 39.56’lık bir temsil edilme gücüne ulaşmıştır.  Yüzde 24 oy oranı ve buna karşın, 115 milletvekilliği ve parlamentoda yüzde 25.6 civarında temsil gücü kazanan ANAP ise, seçimlerden ikinci parti olarak çıkmıştır. Oysa Özal’ın Anavatan Partisi son iki genel seçimlerden iktidar partisi olarak çıkmıştı. Bu partinin bir önceki genel seçimlerde yüzde 31 civarında oy almasına karşın, mecliste 292 sandalye kazanarak yaklaşık yüzde 65’lik bir temsil gücü elde ettiği gerçeği göz önünde bulundurulsa, seçimlerin gerçek mağlubu konusu açıklığa kavuşmuş olur. ANAP’ın bu dramatik güç kaybının altında, Türkiye’nin siyasi hayatında darbe sonrası geçiş sürecinin sona erdiği, siyasi liderlere yönelik yasakların kaldırılmasıyla da siyasi hayatta taşların yerli yerine oturmaya başladığı, yaklaşık sekiz yıllık iktidar partisi olarak görev yapmanın bu partiyi yıpranma sürecine soktuğu, geçiş dönemlerinde pirim yapan “dört eğilimi birleştirme” sloganının artık anlam ve işlevini yitirmeye başladığı gerçekleri aranmalıdır. ANAP’ın iktidarı, yine orta sağ kulvarda yarışan bir parti konumundaki Doğru Yol Partisi’ne devrettiği gerçeği dikkate alındığında ise, bu durumda seçimlerin gerçek galibinin, Özal imajına karşı Demirel imajı olduğu sonucu da çıkarılabilir. DSP yüzde 10.75 oranında oy alarak, 7 milletvekiliyle de olsa parlamentoya girmeyi başarmıştır. Ecevit’in Türk siyasi hayatında yeniden dirilmeye başladığının ilk işaretleri olarak da kabul edilebilecek bu sonuçlar, bir diğer sol parti SHP açısından ise tehlike çanları anlamını taşıyordu. 1987 genel seçimlerinden ikinci parti olarak çıkan SHP, bu seçimlerde yüzde 16.67 oranında oy kaybederek 88 milletvekili çıkarabilmiştir. Yüzde 19.56’lık temsil gücü anlamına gelen bu sonuçlar SHP’yi üçüncü parti konumuna indirgeyecektir. MÇP ve IDP ile üçlü örtülü ittifak yaparak seçimlere giren RP, seçimlerde yüzde 16.9 gibi çok yüksek bir oy desteği elde etmiştir. Bu oy oranı ile parlamentoda yaklaşık yüzde 14’lük temsil gücüne ulaşan bu parti toplam 62 milletvekili çıkarmıştır. RP’nin 1987 genel seçimlerinde yüzde 7 civarında oy alarak meclise dahi giremediği ve 1991 genel seçimlerinde ise oy desteğini 135.75 oranında arttırmış olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda seçimlerin en başarılı partisinin Radikal İslamcı söylemleri ile dikkat çeken Erbakan’ın RP’si kolaylıkla söylenebilir.

         Seçimlerin sonucuna bakıldığında Türkiye siyasi yaşamında sağ kanat partilerin dirilmeye başladığı, sol kanatta ise bu denli bir gelişmenin olmadığının göstergesidir. Bunda özellikle yeni dünya düzeni ve anlayışı önemli bir rol oynamakla beraber, Türkiye’de eski hükümetin etkisi de fazla olmuştur. Çünkü ANAP’ın izlediği ekonomik politikalar ve sonrasında Özal’ın politik yaklaşımları daha sonraki süreçte siyasal yaşamın farklı bir şekil almasına neden olmuştur. Ve demokrasi anlayışı bakımından yeni bir süreç başlamıştır. Böylece Cumhur Başkanı Turgut Özal 49. Hükümeti kurma Görevini Süleyman Demirel’e vermiştir. DYP ve SHP koalisyonundan oluşan(Zürcher, 2007:423) 49. Hükümet 20 Kasım 1991’de kurulmuştur. Turgut Özal’ın 1993’te vefat etmesine kadar süren bu hükümet Özal’ın ölümü ve Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanı olmasına kadar devam etmiştir. Bu hükümetin sona ermesinden sonra  50. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Tansu Çiller‘in başkanlığında, 25 Haziran 1993 tarihinde kuruldu. Doğru Yol Partisi ile Sosyal Demokrat Halkçı Parti (18 Şubat 1995 tarihi itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi) arasında kurulan koalisyon hükümeti, 5 Ekim 1995 tarihine kadar hükümet olma görevini yerine getirmiştir. Tansu Çillerin başbakan olduğu ve yeni hükümetin kurulmasıyla yeni bir politik yaşama geçilmiştir. Demokrasi anlayışı açısından bakıldığında kendini sol diye nitelendiren SHP ile DYP’nin koalisyonu bir anlamda yeni bir atmosferi doğurmuştu. “Çiller’in başbakanlığı döneminde, Mehmet Ağar ve Ünal Erkan başta olmak üzere sivil emniyet görevlerinin fiilen bir parçası haline geldikleri MGK, temel siyasi kararları alan bir hakim haline gelmişti.

         Ülke yönetimine, bir yandan, toplumsal talepleri bölücü talepler olarak, sahiplerinin de potansiyel suçlular olarak gören ve onları, “meşruiyeti” olmayan yasalar ve hukuk dışı fiili uygulamalarla zaptı rapt altına almaya çalışan bir anlayış hakim olmuştur. Öte yandan devlet, siyasi sorumluluk taşımadan siyasi yetkiye el atan kurum ve kişiler tarafından yönlendirilmeye başlanmıştır.”(Bayramoğlu, 2004:229). Bu süreçte siyasi partilerin uzak kalması, farkı etnik yapılanmalar, mezhepsel yapılanma ve inançları farklı, siyasi tercihleri farklı cemaatsel yapılanmalar olmak üzere her kesimin kendi içine kapanmasına, ülke içinde özellikle karanlık ilişkilerin sürdüğü bir yapılanma haline gelmesine neden olmuştur. “Bu açıdan iki olay 1990’lı yılların Türkiye’sini yakından etkilemiş ve sarsmıştı. Bunlardan birincisi Uğur Mumcu’nun öldürülmesi, diğeri de 37 aydın ve sanatçının yakılarak öldürüldüğü Sivas olayıdır.”(Çavdar 1996:316). 2 Temmuz 1993’de Sivas’ta gerçekleşen olay çok büyük etki yaratmıştı. Pir Sultan Abdal şenliklerine katılmak için Sivas’a giden birçok aydın ve yazarın tepkiyle karşılaşması sonucu halk kitlesel bir hareket oluşturmuştur. Aralarında Aziz Nesin, Asım BezirciNesimi Çimen, Muhlis AkarsuMetin Altıok ve Hasret Gültekin gibi sanatçıların bulunduğu kişilerin Madımak Otelinde ateşe verilmesi olayı tarihte kötü bir olay olarak yerini almıştır. Çıkan olaylarda 37 aydının hayatını kaybettiği(Radikal, 3 Temmuz 2007) ve çıkan olaylar sonucu toplumsal kargaşanın yükseldiği dönem de bu güvensizlik ortamının artmasına neden olmuştur. 

            Bu olaylar 1990’lı yıllara damga vurmakla beraber bunun yanında genel anlamda siyasi yaşamda bir güvensizlik ortamı oluşmuştur. Yeni siyasal yaşamda temsil gücü azalmaya başlamış, toplumsal yaşamda özellikle demokrasi anlayışında zedelenmeler olmuş ve halk artık güvensiz bir ortamda yaşamaya başlamıştır. Toplumsal tahammülsüzlüğün arttığı, etnik, mezhepsel farklılığın bir sorun haline geldiği bu dönemde tam anlamıyla karanlık ilişkiler ağı oluşmuştu. Bu siyasi ortamda toplumsal yapılanmanın yanı sıra siyasi parti alanlarında da bir değişim gözleniyordu.

         “Örgüt içi rekabeti ve hizipçiliği Türkiye’ye hizmeti sol sanan, Türkiye ve dünyadaki tüm değişikliklere gözlerini kapayan, çağ dışı popülist anlayışla kendini siyasetten tasfiyeden bir CHP. DP-AP geleneğinden hızla kopan, TSK’yi bile rahatsız eden bir tavır ve sıklıkla devlet partisi olmaya soyunan bir DYP. Popülizmin en ilkelini, en gerçek dışı olanını benimseyen, herhangi bir anlayışı temsil etmekte aciz olan, adaylarının birbirinden farklı olmalarını sentez diye pazarlamaya çalışan ve güdükleşen bir ANAP. İçindeki fikir zenginliğini öldürerek, statükoyu eleştirmek dışında  Türkiye’nin sorunlarına ilişki hiçbir öneri  ve net bir bakış açısı geliştiremeyen bir YDH. Yapılanması, söylemleri ve adaylarıyla askerlerin bile teveccühünü kazanan devletçi milliyetçi bir DSP. 24 Aralık seçimlerinden bu yana devletçi, popülist, milliyetçi ve tepeden inmeci bir siyasi uslüp geliştiren, kutuplaşmadan beslenen bir RP. 1970’lerdeki Türkçü tavırlarını yeniden keşfeden ve kullanan, yönetim krizinden beslenen MHP.”(Bayramoğlu,  2001: 27).

         Türkiye siyasi yaşam ve parti açısından böyle bir tablo ile 1995 seçimlerine giriyordu. Siyasi partilerin yapılanmaları ve demokrasiye olacak olan katkıları şüphe uyandıracak bir hal alıyordu. Parti ilkelerine bakıldığında bu dönemde artık İslamcı, Kürt, Türkçü, Laik-laik olmayan gibi tanımlamalarla toplum tam anlamıyla kutuplaşmış bir hal almıştı. Her kesimin kendi içine kapanmasının sonucu olarak izlenen politikalara Türkiye siyasi yaşam ve toplumsal alanda rahatsızlıklar oluşturmakta ve yeni atmosferin yönünü belirlemektedir.  24 aralık 1995 seçimleri sonucu RP, yüzde 21.38 oranında oy alarak, toplam 158 milletvekili çıkarmış ve parlamentoda yüzde 28.7 gibi çok önemli bir temsil gücüne ulaşmıştır. RP yeni bir dönemin habercisi ve daha sonra laiklik tehdidi olarak algılanacak olan 28 şubat sürecinin başlangıcını oluşturacaktır. İlk olarak RP, “yoksulları, Kürtleri, dışlanmışları sistem içine taşırken, bir kimlik etrafında da toplamakta, bu kimliğin temelinde ise İslami bir söylem ve proje”(Bayramoğlu 2004:349) etrafında bir politika izlemektedir. Bu politika ile siyasi yaşama devam eden RP’nin 158 milletvekili çıkarmasının  yanında 1995 seçimlerinde Anavatan Partisi 132, Doğru Yol Partisi 135, Demokratik Sol Parti 76, Cumhuriyet Halk Partisi 49 milletvekili çıkardı. Milliyetçi Hareket Partisi, Yeni Demokrasi Hareketi ve Halkın Demokrasi Partisi yüzde10’luk barajı aşamadı.

         Siyasi yaşam bu şekilde yeni döneme başlıyor, yeni siyasal süreçte mecliste farklı düşünce ve ideolojiye sahip partiler giriyordu. Herkesi şaşırtan ve daha sonra irticai hareketlerin odak noktası haline getirilecek olan Refah Partisi birinci parti olarak mecliste yer alıyordu. Refah Parti’si ANAP ile koalisyon kurmayı denedi fakat ANAP buna yanaşmadı. Bundan sonra Refah Partisi Doğru Yol Parti’si ile anlaşarak 28 Temmuz 1996’da Refahyol oluşturulmuş, 8 Temmuz 1996’da güven oyu alarak yeni hükümet oluşturulmuştur. Çalışmalarına başlayan hükümetin başında Başbakan Necmettin Erbakan’ın eşliğinde çalışmalar başlamış, yeni hükümet içte ve dışta siyasi girişimlerde bulunmaya başlamıştı.

 

    2-) 28 Şubat 1997 MGK Kararları ve Postmodern Darbe

  

28 şubat olayı 1997 de Refah yol Hükümeti’nin askeri darbe sonucu yıkılmasını ifade etmektedir. 28 Şubat 1997 tarihinde yapılan MGK toplantısı ve toplantı sonunda açıklanan bildiri Türk siyasi tarihine “post-modern darbe”(Radikal, 13 haziran 1997) olarak kaydedildi. “28 şubatın diğer müdahalelerden farkı, silahlı kuvvetlerin doğrudan yönetime el koyması yerine, bir el koyma durumunda ne yapılacaksa onları “sivil” güçlere yaptırmayı, böylece biçimsel anlamda demokrasiyi muhafaza etmeyi ve siyaset alanının “sakıncalı” siyasi aktörler tarafından yeniden doldurulmasını önleyecek bir sürekli müdahaleyi kurumsallaştırmayı amaçlıyor görünmesidir. Bu anlamda 28 şubat, “Postmodern Darbe” olarak nitelendirilmektedir.’(Özipek 2004:640). Bu darbeyi hazırlayan temel gelişmelere bakmak gerekirse: Erbakan’ın İran gezisi fiyaskosu, hemen akabinde düzenlediği Libya gezisi sırasında Kaddâfî’nin çadırındaki duruşu da hem kendi siyâsî geleceği açısından hem de rejimin itibarı açısından tam bir rezaletti(Bayramoğlu, 2001:78). Başbakanlık konutunda tarikat şeyhlerine iftar yemeği vermesi de rejimin temel taşlarının hem de Başbakanlık konutunda yerinden oynatılması olarak görülüyor, bu da hem kamuoyunu hem de askerleri fazlasıyla geriyordu. Öte yandan dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın Susurluk Olayı neticesinde ortaya çıkan temiz toplum ideallerini dile getirmek için yapılan protesto eylemlerini nitelendirmek için dile getirdiği “Mum söndü oynuyorlar”(Milliyet, 13 Şubat1997) söylemi ve Sincan’da 31 Ocak’ta düzenlenen Kudüs Gecesi’nde RP’li belediye başkanı Bekir Yıldız’ın yaptığı konuşmalar da bu darbeyi hazırlayan temel gelişmeler olarak kabul ediliyordu.

28 Şubat 1997’de Çankaya’da yapılan MGK toplantısı MGK tarihinde eşi görülmedik bir toplantıydı. Burada askerler Refah-Yol hükümetini irticai faaliyetlere karşı daha etkin görevler üstlenmeye çağırıyor; fakat Erbakan buna yanaşmıyordu. Ne var ki sonunda MGK bildirgesine imza atmak mecburiyetinde kaldı ve irticai faaliyetlere karşı bir dizi yeni düzenlemenin yapılacağı güvencesini sundu. Bu bildirge şu on sekiz maddeden oluşuyordu:

1) Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan tüm irticai faaliyetler karşısında Devrim Kânunlarının korunması ve uygulanması sağlanmalıdır.

2) Bu kânunlara muhalefet eden tüm dergâhlar ve tarikatlar ivedilikte kapatılmalı, sorumluları da yargı önüne çıkartılmalıdır.

3) Sarık ve cüppeli giyim şeklinin özendirilmesi engellenmeli, kılık ve kıyâfet yönetmeliklerine karşı gelenlerin onurlandırılmasına son verilmelidir.

4) Anayasanın 163. maddesinin kaldırılması neticesinde ortaya çıkan boşluklar irticâ odakları tarafından kullanılmakta, bu boşluklar ivedilikle doldurulmalıdır.

5) Eğitim politikaları Tevhîd-i Tedrisat Kânununa uygunluklu bir hâle getirilmelidir.

6) Temel eğitim süresi sekiz yıla çıkartılmalıdır.

7) İmam-Hatip Okulları meslek liselerine dönüştürülmeli, din eğitimi Millî Eğitim Bakanlığı tarafından verilmelidir.

8) Kamu kurum ve kuruluşlarında yapılan siyasi İslâmcı kadrolaşmaların önüne geçilmelidir.

9) Cami yapımı gibi konuların siyasi amaçlarla istismar edilmesine son verilmelidir.

10) Pompalı tüfek satışı kontrol altına alınmalı, gerektiğinde yasaklanmalıdır.

11) Îran’ın rejimimiz açısından tehlike uyandırıcı faaliyetleri yakın tâkip altına alınmalı, iç işlerimize karışması engellenmelidir.

12) Yargı erki bağımsız bir yapılanmayla yeniden düzenlenmelidir.

13) TSK’ni yıpratabilecek türden yayınların yapılması yasaklanmalı, tahriklerden uzak durulmalıdır.

14) İrticai faaliyetler nedeniyle TSK’nden uzaklaştırılanların kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı engellenmelidir.

15) Siyasi partilerin belediye başkanlarının ve il ve ilçe yöneticilerinin konuşma ve davranışları Siyasi Partiler Kânununun sorumluluk alanına sokulmalıdır.

16) Tarikatların kontrolü altında bulunan finans kuruluşları yakından incelenmelidir.

17) Medyada laiklik aleyhtarı yayın yapılması engellenmelidir.

18) Millî Görüş Vakfının belediyelere yaptığı usulsüz para transferleri durdurulmalıdır.

 Bu kararların kendi içindeki milletvekilleri ve seçmenleri tarafından rahatsızlıkla karşılanmasının sonucu olarak Erbakan, Tansu Çiller’in hükümeti kurmasını hazırlayacak hazırlıklarla Çankaya’ya başvurdu. Fakat daha sonra Süleyman Demirel hükümeti kurma yetkisini Mesut Yılmaz’a verdi. 28 şubatın bir müdahale olarak başarıya ulaşmasında ve sürecin meşrulaştırılmasında, büyük medya, yüksek yargı organları ve bazı sivil toplum örgütleriyle, -korporatif rejimlerdekine benzer biçimde bir araya getirildiği ileri sürülen- işçi ve işveren örgütlerinin oluşturduğu “Beşli sivil İnisiyatif (TOBB, TİSK, TÜRK-İŞ, TESK VE DİSK)”  rol oynadı (Özipek 2004:640). Diğer müdahalelerden farklı olarak toplumun ve diğer tüm kurum ve kuruluşların etkisiyle beraber artık askeri bir işlerlikten ziyade meydanında etkisiyle bir baskı aracı oluşturulmuş ve “irtica” nitelendirilmesiyle hükümetin düşürülmesi sağlanmıştır. Bunun sonucunda:

“Refah Partisi ile onun ardından kurulan Fazilet Partisi kapatıldı. Kürt sorununda resmi politikanın eleştirisi belirgin biçimde  azaldı ve resmi yaklaşımın dışında kalan fikirlerin tartışıldığı TV programları ekranlardan kayboldu. Susurluk skandalı gündemden çıkarıldı ve yaygın bir toplumsal destekle gündemde tutulan eylemler başarılı bir biçimde laiklik sloganlarıyla manipüle edilerek hedefinden saptırıldı;  dolayısıyla kitlesel destek çözüldü ve sivil eylemler söndü. İnsan hakları savunucuları  ve sivil demokrat aydınlar üzerindeki baskılar 28 şubat sürecinde belirgin biçimde yoğunlaştı.”( Özipek 2004:641).

            Post modern darbe niteliğinde olan bu müdahale sonucunda ülke ekonomisi ve demokrasisi bir kez daha ağır darbeler yaşamış, demokrasi anlayışında kopukluklar yaşanmasına neden olmuştur. Askeri kesin yıllar sonra bir kez daha gücünü göstermiş, 21. yüzyıla girerken Türkiye Cumhur yeti’nin demokrasi çalışmaları bir kez daha kırılmaya uğramıştır. Anti demokratik uygulamaların olduğu, militarist bir yönetim şeklinin benimsendiği,çok partili hayatın gerekliliği olarak seçilen partilerin ülkeyi yönetme imkanlarının kısıtlandığı bir ülke olmaya devam eden Türkiye askeri müdahalelerden bir kez daha nasibi almaya devam etmiştir. 28 şubat sürecinde ‘irtica, türban, çember sakal, rejimi yıkmaya çalışan gericiler, laiklik karşıtı düşünceler’ gibi kavramlar damga vurmuştur. ‘Bir kampanya olarak yürütüldüğü izlenimi veren medya faaliyetinde “türban”ın özel bir yeri vardı. Bütün büyük medya organları ve özellikle onlara bağlı TV kanallarının, psikolojik savaş izlenimi veren “haber programlarla”, “irtica tehlikesi”ne karşı sürekli yayın yaptıkları bu süreçte türbanlı kadın, kimi zaman Fadime Şahin’in kimliğinde “aldatılmış, cahil ve dolayısıyla bu durumda kurtarılası gereken aciz bir varlık”, kimi zaman Merve Kavakçı’nın kimliğinde, “rejimi yıkaya kararlı sinsi düşman” olarak çizildi.’(Özipek 2004:641). 28 Şubat sürecinde belli sembollerle müdahalenin meşruluğu sağlanmaya çalışılıyordu. Halkın medya ve yayın organları ile uyutulup, darbeni sonucunda oluşacak olan demokrasiye olan darbe ve özellikle darbe ekonomisi bertaraf ediliyordu. Halk darbe sonucunda ekonomik olarak oluşan buhranın farkında değildi. Belli sembollerle halk uyutuluyor, oluşan müdahale sonucunda ülkenin ekonomisi ağır bir darbe yaşıyordu. Yeni oluşan siyasi rejim ile berber karanlık ilişkiler ve ülkenin gündemi saptırılarak yeni bir siyasi reji oluşturulmaya çalışılıyordu. Yeni hükümet susurluk olayı ve Kürt sorunu gibi önemli sorunların gerçeklikten uzak olacak derecede gündem yaratıyor ve bazı sorunların üstünü örterek halkı uyutmaya çalışıyordu. Darbenin ekonomisi ise bu üstü kapatılmaya çalışılan ana konulardan bir tanesiydi. Hatta sonraki yıllarda yani 1999-2000 yıllarında ortaya çıkacak olan ekonomik kriz (http://www.belgenet.com/eko/21subat01.html) bu darbe ekonomisinin ülkeye etkisinin ne derece büyük olduğunu gösterecektir. “İrtica ile Mücadele” adı altında yapılan tüm çalışmalar darbenin ekonomisine olan dikkatleri dağıtmış, ülkenin tek sorunun bu olduğuna dair toplum medya başta olmak üzere belirli araçlarla bu sorunlardan uzak tutulmuştur.

 

Kaynakça

 

-AHMAD, Feroz(2008), Modern Türkiye’nin Oluşumu, 7. Basım, Kaynak Yayınları,

İstanbul.

-AĞAOĞULLARI, M. Ali(1998) Aşırı Milliyetçi Sağ, Geçiş sürecinde Türkiye (Der. İrvin Cemil Schick- Ertuğrul Ahmet Tonak), Belge Yayınları,İstanbul

-ALTINAY-BORA, Ayşe Gül- Tanıl(2002) Ordu, Militarizm ve Milliyetçilik, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Milliyetçilik Cilt-4, Editör: Tanıl BORA, iletişim Yayınları, İstanbul

-ARCAYÜREK, Cüneyt(1986), Müdahalenin Ayak Sesleri 1978-1979, 2. Basım, Bilgi Yayınevi, Ankara.

-AYDINER, Furkan(2008), Meşrutiyetten Günümüze Darbeli Demokrasi, Nesil Yayınları, İstanbul.

-BAŞKAYA, Fikret(2006), Paradigmanın İflası, 11. Basım, Maki Yayınları, Ankara.

-BAYRAMOĞLU, Ali(2001) 28 Şubat Bir Müdahalenin Güncesi, 2. Baskı, Birey Yayınları, İstanbul

– BAYRAMOĞLU, Ali(2004) Asker ve Siyaset, 2. Baskı, Bir Zümre Bir Parti Türkiye’de Ordu, (Der.) Ahmet İnsel-Ali Bayramoğlu, Birikim Yayınları, İstanbul

-BELGE, Murat(Ahmet Samim)(1998) Sol, Geçiş sürecinde Türkiye (Der. İrvin Cemil Schick- Ertuğrul Ahmet Tonak), belge yayınları,İstanbul

-BELGE, Murat(2000), 12 Yıl sonra 12 Eylül, 4. Basım, Birikim Yayınları, İstanbul

-BELGE, Murat (2002), Mustafa Kemal ve Kemalizm, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Kemalizm Cilt-2, 2. basım, Editör: Ahmet İNSEL, İletişim Yayınları, İstanbul

-BERKES, Niyazi(2008), Türkiye’de Çağdaşlaşma, 13. Baskı, Yayına hazırlayan: Ahmet Kuyuş, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul

-BİRAND, Mehmet Ali(1986), 12 Eylül, 14. Baskı, Karacan Yayınları,

-BORA-CAN, Tanıl-Kemal(2000), Devlet Ocak Dergah, 6. Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul

-BORA, Tanıl(2004) Ordu ve Milliyetçilik, 2. Baskı, Bir Zümre Bir Parti Türkiye’de Ordu, (Der.) Ahmet İnsel-Ali Bayramoğlu, Birikim Yayınları, İstanbul

-BÖLÜGİRAY, Nevzat(2002), Sokaktaki Askerin Dönüşü(12 Eylül Dönemi), 2. Basım, Tekin Yayınevi, İstanbul.

-BULAÇ, Ali(2004) İslam’ın Üç Siyaset Tarzı veya İslamcıların Üç Nesli, Modern Türkiye’de siyasi düşünce; İslamcılık Cilt-6, Editör: Tanıl Bora-Murat Gültekingil, İletişim Yaınları, İstanbul

– CİZRE, Ümit(2002), Egemen İdeoloji ve Türk Silahlı Kuvvetleri: Kavramsal ve İlişkisel Bir Analiz, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Kemalizm Cilt-2, 2. basım, Editör: Ahmet İNSEL, İletişim Yayınları, İstanbul

-ÇALIŞLAR, Oral(2008), Liderler Hapishanesi-12 Eylül Günlükleri, Güncel Yayıncılık, İstanbul

-ÇAVDAR, Tevfik(1996), Türkiye’nin Demokrasi Tarihi, İmge Yayınevi,Ankara

-DONAT, Yavuz(1987), Buyruklu Demokrasi, 2. Basım, Bilgi Yayınevi, Ankara.

-DOĞAN, Yalçın(1985) Dar Sokakta Siyaset, Tekin Yayınevi, İstanbul

-DURSUN, Davut(2005), 12 Eylül Darbesi, Şehir Yayınları, İstanbul

-ERDOĞAN, Mustafa(1999), 28 Şubat Süreci, Yeni Türkiye yayınları Ankara

-EROĞLU, Cem(1998), Çok Partili Düzenin Kuruluşu, Geçiş sürecinde Türkiye (Der. İrvin Cemil Schick- Ertuğrul Ahmet Tonak), belge yayınları,İstanbul

– GİDDENS, Anthony(2000) Sosyoloji, Yayına Hazırlayan: Cemal Güzel, Hüseyin Özel, Ayraç Yayınevi, Ankara

-GÜVENÇ, Bozkurt(1995), Kültür ve Demokrasi, Gündoğan Yayınevi, Ankara

-HALE, William(1996) Türkiye’de Ordu ve Siyaset, Çev. Ahmet Fethi, Hil Yayınları, İstanbul

-HEYWOOD, Andrew(2007) Siyaset, Çev. Bekir Berat Özipek-Bican Şahin-Mete Yıldız-Zeynep Kopuzlu-Bahattin Seçilmişoğlu-Atilla Yayla, Adres Yayınları, İstanbul

-HOBSBAWM, Eric(2008), Küreselleşme, Demokrasi ve Terörizm, Çev. Osman Akınbay, Agora Kitaplığı, İstanbul

-İNSEL, Ahmet(1996), Düzen ve Kalkınma Kıskacında Türkiye, Çev. Ayşeül Sönmezer, Ayrıntı Yayınları, İstanbul

İNSEL, Ahmet(2004) Bir Toplumsal Sınıf Olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, 2. Baskı, Bir Zümre Bir Parti Türkiye’de Ordu, (Der.) Ahmet İnsel-Ali Bayramoğlu, Birikim Yayınları, İstanbul

-İNSEL, Ahmet “Olağanlaşan Demokrasi ve Modern Muhafzakarlık” Birikim Dergisi, İstanbul, Kasım/Aralık 2002

-KALKAN, Ersin(2006) Katille Buluşma Bir Jitem Dosyası: Musa Anter Cinayeti, Güncel Yayıncılık, İstanbul

-KAPANİ, Munci(2007) Politika Bilimine Giriş, 21. basım, Bilgi Yayınevi, İstanbul

-KARATEPE, Şükrü(1999) Darbeler Anayasalar ve Modernleşme, 3. Baskı, İz Yayıncılık, İstanbul

-KARPAT, Kemal. H(2007), Türkiye’ de Siyasal Sistemin Evrimi, (Çev. Esin Soğancılar), İmge Kitapevi, Ankara.

-KARPAT, Kemal H.(2008), Türk Demokrasi Tarihi, 3. Baskı, İmge Kitapevi, İstanbul.

-KARPAT, Kemal H.(2009), Osmanlı’ dan Günümüze Elitler ve Din, 3. Baskı, Timaş Yayınları, İstanbul

-KARPAT, H. Kemal(2009) Osmanlıdan Günümüze Kimlik ve İdeoloji, 3. Baskı(Çev) Güneş Ayas, Timaş Yayınları, İstanbul

-KEYDER, Çağlar(1998) İktisadi Gelişme ve Bunalım 1950-1980, Geçiş Sürecinde Türkiye (Der. İrvin Cemil Schick- Ertuğrul Ahmet Tonak), Belge Yayınları,İstanbul

-KEYDER, Çağlar(1998), Türkiye Demokrasisinin Ekonomi Politiği, Geçiş sürecinde Türkiye (Der. İrvin Cemil Schick- Ertuğrul Ahmet Tonak), Belge Yayınları,İstanbul

-KEYDER, Çağlar(2009), Türkiye’ de Devlet ve Sınıflar, 14. Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul.

-KOÇAK, Cemil(2002), Tek Parti Yönetimi, Kemalizm ve Şeflik sistemi: Ebedi Şef/Milli Şef, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Kemalizm Cilt-2, 2. Basım, Editör: Ahmet İNSEL, İletişim Yayınları, İstanbul

-KÖKER, Levent(2002), Kemalizm/Atatürkçülük: Modernleşme, Devlet ve Demokrasi, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Kemalizm Cilt-2, 2. Basım, Editör: Ahmet İNSEL, İletişim Yayınları, İstanbul

-KÜÇÜKÖMER, İdris(1989) Düzenin Yabancılaşması, 2. Baskı, Alan Yayıncılık, İstanbul

-LAÇİNER, Ömer “DP, ANAP ve Sonunda AKP” Birikim Dergisi, İstanbul, Kasım/aralık 2002

-MARDİN, Şerif(2008), Türk Modernleşmesi, 18. Baskı, (Der.) Mümtaz’er Türköne- Tuncay Önder, İletişim Yayınları, İstanbul

-MARDİN, Şerif(2000) Türkiye’de Toplum ve Siyaset, 8. Baskı, (Der.) Mümtaz’er Türköne- Tuncay Önder, İletişim Yayınları, İstanbul

-MARDİN, Şerif(2008), Türkiye’de Din ve Siyaset, 14. Baskı, (Der.) Mümtaz’er Türköne- Tuncay Önder, İletişim Yayınları, İstanbul

MARSHAL, Gordon(1990) Sosyoloji Sözlüğü, (Çev. Osman Akınbay-Derya Kömürcü) Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara

-MAZICI, Nurşen(2002), 27 Mayıs, Kemalizm’in Restorasyonu mu?, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Kemalizm Cilt-2, 2. Basım, Editör: Ahmet İNSEL, İletişim Yayınları, İstanbul

-MAVİOĞLU, Ertuğrul(2006), Asılmayıp Beslenenler (Bir 12 Eylül Hesaplaşması-1), 4. Baskı, İthaki Yayınları, İstanbul.

-MAVİOĞLU, Ertuğrul(2006), Apoletli Adalet(Bir 12 Eylül Hesaplaşması-2), İthaki Yayınları, İstanbul.

-MINORSKY&BOIS, Vıladımır&Thomas(2008) Kürt Milliyetçiliği, (Çev. E. Karahan-H. Akkuş- N. Uğurlu), Örgün Yayınevi, İstanbul

-ORAN, Baskın82002) Kürt Milliyetçiliğinin Diyalektiği, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Milliyetçilik Cilt-4, Editör: Tanıl BORA, iletişim Yayınları, İstanbul

-ÖZİPEK, Bekir Berat(2004) 28 Şubat ve İslamcılar, Modern Türkiye’de siyasi düşünce; İslamcılık Cilt-6, Editör: Tanıl Bora-Murat Gültekingil, İletişim Yaınları, İstanbul

-SAYYID, S.(2004) Bir Model Olarak Kemalizm ve İslam’ın Siyasallaşması, Modern Türkiye’de siyasi düşünce; İslamcılık Cilt-6, Editör: Tanıl Bora-Murat Gültekingil, İletişim Yaınları, İstanbul

-SCHMİDT, Manfred G.(2002) Demokrasi Kuramlarına Giriş, 2. Baskı, (Çev. M. Emin Köktaş), Vadi Yayınları, Ankara

-SKIRBEKK & GILJE, Gunnar&Nils(2006), Antik Yunan’dan Modern Döneme,(Çev. Emrah Akbaş-Şule Mutlu), Kesit yayınları, İstanbul

-SUCU, Mehmet(2005), 12 Eylül Yasakları, Günizi Yayıncılık, İstanbul.

-TAŞKIN, Yüksel(2002), 12 Eylül Atatürkçülüğü ya da Bir Kemalist Restorasyon Teşebbüsü Olarak 12 Eylül, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Kemalizm Cilt-2, 2. Basım, Editör: Ahmet İNSEL, İletişim Yayınları, İstanbul

-TOPRAK, Binnaz(1998) Dinci Sağ, Geçiş sürecinde Türkiye (Der. İrvin Cemil Schick- Ertuğrul Ahmet Tonak), belge yayınları, İstanbul

-TOURAINE, Alaın(2004) Demokrasi Nedir, Çev. Olcay Kunal, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul

-TUNCAY, Suavi(2000), Parti İçi Demokrasi ve Trükiye, Gündoğan Yayınları, Ankara

-TURAN, Şerafettin(2000) İsmet İnönü: Yaşamı, Dönemi ve Kişiliği, T.C Kültür Bakanlığı, Ankara

-TÜRKÖNE, Mümtaz’er(1994) Modernleşme Laiklik ve Demokrasi, Ark Yayınevi, Ankara

-TÜRKÖNE, Mümtaz’er(2005), Siyaset, Lotus Yayınları, Ankara

-VANER, Semih(1998) Ordu, Geçiş sürecinde Türkiye (Der. İrvin Cemil Schick- Ertuğrul Ahmet Tonak), belge yayınları,İstanbul

-YALÇIN&YURDAKUL, Soner&Doğan(2000), Reis, Su Yayınları, İstanbul.

-YEĞEN, Mesut(2002) Türk Milliyetçiliği ve Kürt sorunu, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Milliyetçilik Cilt-4, Editör: Tanıl BORA, iletişim Yayınları, İstanbul

-YERASİMOS, Stefanos(1998) Tek Parti Dönemi, Geçiş sürecinde Türkiye (Der. İrvin Cemil Schick- Ertuğrul Ahmet Tonak), Belge Yayınları, İstanbul

-YILMAZ, Murat(2004) Darbeler ve İslamcılık, Modern Türkiye’de siyasi düşünce; İslamcılık Cilt-6, Editör: Tanıl Bora-Murat Gültekingil, İletişim Yaınları, İstanbul

-ZÜRCHER, Jan Erik(2007) Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, 21. Baskı, (Çev) Yasemin S. Gönen, iletişim Yayınları, İstanbul

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: