Biz sorduk Slavoj Zizek yanıtladı

 

 

Bedia Ceylan Güzelce, Radikal Kitap için Slavoj Zizek ile kötülük ve sırlar üzerine konuştu. Zizek’e göre, “Kötülük ucuz tuğlalardan imal edilmiş bir yapı gibi, onu kırmak hiç de zor değil”.

 

Bir metni paylaşmak bir sır vermektir aynı zamanda. Tek kişilik bir koy bulmak ve okuru oraya davet etmektir. Bu tek kişilik koy ikinize de yeter. Biri ayakta durup diğeri oturduğundan sığmak kolay olur. Kimi zaman okur ayağa kalkar, kimi zaman yazar. Bu ebedi nöbette tek bir kural vardır, o da ayakta duranın bir şeyler anlatmasıdır. İnsanın bir sırrı almaya ve vermeye kendi rızası ile gittiği bu koyda Slavoj Zizek’e bazı sorular sordum. Biraz depresyon, biraz edebiyat ve sırlar, biraz da insanın içindeki kötülükle nasıl baş edebileceğimizi konuştuk…

 

Sık sık depresyona girdiğini söylüyorsun… Röportajlarında ya da konuşmalarında. Bununla baş etmek için neler yapıyorsun?

Depresyondan kurtulmak için bana insan olduğumu unutturan şeyler yapıyorum. Bunların en başında bilimkurgu filmler izlemek ve okumak geliyor. İyi bir roman sana insan olduğunu unutturur, ben de bunu yapıyorum, okuyorum. Akademik çalışmalarımdan ötürü çok fazla roman okuma imkânım olmuyor ama elbette elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. Bunun dışında çalışmak, yazmak ve elbette müzik dinlemek de var.

 

Depresyon demişken, ağır bir depresyonun sonunda yazılan bir metin var. Kafka’nın o meşhur Babaya Mektup’unu bilirsin… Orada Kafka belki soy ismini bile almak istemediği bir adamdan bahseder. Kendisini balık gibi parçalamakla tehdit etmiş bir adamdır… Kimin tarafındasın?

Benim zaman zaman kötücül düşüncelerle yanıtı bulma çabam vardır. Kafka konusunda, yine benim o hınzır tarafımla düşündüğümde, “baba”nın tarafındayım. Evet, Kafka’nın babasına hak veriyorum. Düşünsene ya Kafka’nın babası alçakgönüllü, cömert ve sevecen bir adam olsaydı? Hatta oğlunun ona yansıttığı o korkunç adamla baş edemeyecek kadar basiretsiz bir adam olsaydı? Bu noktada bana göre açık olan tek bir şey var, böyle bir durumda da Kafka’nın şikâyet edeceği şey onun yeterince otoriter olmamasının yanında güçsüzlüğü ve aptallığı olacaktı.

 

Bu metin aynı zamanda bir aile sırrını da paylaşmak aslında. İnsanlar birine sır verirken, ki bunu yazar -okur ilişkisi için de düşünebiliriz- karşılarındaki insanın fikrini almazlar. O sırrı duymaya hazır olup olmadıklarını sormazlar. Sen ne düşünüyorsun bununla ilgili?

Tamamen katılıyorum buna. Özellikle de kendime belli bir mesafede tuttuğum insanların gelip bana sırlarını anlatmalarını sevmiyorum. O sırla ne yapacağımı bilemiyorum. Bu bana büyük bir yükmüş gibi geliyor. Yazar-okur ilişkisinde de durum benziyor ama bir taraf o sırrı almak için hevesli, bunun için para ödüyor. Sırlarla ilgili şöyle bir tehlike de var, o sır belki de senin hayatta hiç sevmediğin veya hiç onaylamadığın bir tutumla ilgili olabiliyor.

 

Ama sır başlığı altında toplandığı için doğal olarak kendini affettiriyor ya da kendini güvenli ve nefret edilemez bir alana çekiyor öyle değil mi?

Kesinlikle… İnsanlar sırlarını yalnızca kendilerine çok yakın olanlara anlatmalı. Karşılıklı derin bir güven ve hassasiyet ilişkisi taşıdığı birine.

 

Yine de bir sır niteliğinde, kendin için seçeceğin cümleler arasından birini paylaşır mısın?

Samuel Beckett’e ait bir cümle, sık sık aklıma gelir… Şöyle bir şey: “Belki en iyi yaşlarım geride kaldı. O zamanlar mutlu olmak için hâlâ bir şans vardı. Ama bana sorsan onları geri istemezdim çünkü o zamanlar şu an içimde taşıdığım ateş yoktu.”

 

Dünyanın her geçen gün daha da kötüye giden bir yer olduğunu düşünüyor musun? Bana göre vücudumuzun dörtte üçü kötülükle dolu…

Eğer dörtte üçü kötülükle doluysa, iyilik nereden geliyor? Bana sadece dörtte birinin iyilikten oluştuğunu söylemek biraz acımasızca geliyor. Dünya kötüye gidiyor alabilir ama bizlerin durumu farklı. Bence vücudumuzun dörtte üçü biyoloji, fizik ve kimyadan her ne’den yapılmışsa ondan oluşuyor. Ama geri kalan dörtte birlik kısım boş ve tanımsız. Peki, ama sorum hâlâ değişmedi, iyilik nereden geliyor? Bütün kötücül taraflarımızı iyilikle tamir etmeye çalışıyoruz, üzerini örtmeye, içine işlemeye çalışıyoruz. Çünkü kötülük ucuz tuğlalardan imal edilmiş bir yapı gibi, onu kırmak hiç de zor değil.

 

Edebiyat bunu başarabilir mi?

Elbette, edebiyat bu kötücül yapıyı yıkmak için yeterli güce sahiptir.

 

(Radikal Kitap)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: